Sonraki günlerde de değişen bir şey olmadı: Hüzünle sevinç,umutla düş kırıklığı sürekli iç içeydi; belirsiz bir duygu,ama daima yabancı olmak ve alışamamak..
Diyelim ki senden bazı şeyleri sakladım,ama hiç yalanım yok. Şu dalda çiçeğe durmuş bir tomurcuk görsem, 'bak, işte bir erik' desem, yalan mı olur? Kesinlikle olmaz, sadece gerçeği bir mevsim erken söylemiş olurum.
Karınların zil çaldığı saatte en sevdiği konuydu bu: Beden bir katırdır,diyordu,ruh onun sırtındadır,bazen durup hayvanı yemleyeceksin elbet,ama yolu ya da nerelerde durulacağını seçmek ona düşmez,bineğine laf geçiremeyen yüz karası biniciye lanet olsun!