Bu yaşamın her insan için biricik olduğu, başka yaşamın var olmadığı, neyin adına varacaksan bu yaşamda varacağın, çabucak geçip gittiği, sonsuzluğun içinde sana bir olanak daha tanınmayacağı uyarısı turnanın sesiyle yankılandı içimde yine.
Bu acımasız —olduğu denli bizlere acıyan— erken duyuşu dinleyen zihin kendi acınasılığını, güçsüzlüklerini yenmeye, tembellikleri ve büyük, boş umutları ele geçirip sonsuza dek kaçıp gitmekte olan her saniyeye tutunmaya karar veriyor.
Belleğinde büyük ilk örnekler diriliyor; hiç olduğunu açıkça görüyorsun; yaşamının küçücük sevinçlerin, küçücük üzüntülerin, değersiz söyleşilerin içinde yitip gittiğini görüyorsun.
Yaşlandığımdan kimsenin haberi olmasın diye elimden geleni yapıyorum; hoplayıp zıplıyorum, oynuyorum, böbreklerim sancıyor ama durmadan oynuyorum; içiyorum baş dönmesi geliyor, dünya dönüyor ama hiçbir şeyim yokmuş gibi dimdik duruyorum.