Gerçekten de, hastanın en derinler-
deki çekirdeğine psikoz bile dokunamaz.
İyileştirilmesi olanaksız psikotik bir birey, yararlılığım kaybedebilir, ancak insan olma onurunu koruyacaktır. Benim psikiyatrik parolam bu. Bu olmaksızın, psikiyatriyi, üzerinde çalışılacak bir alan olmaya değer bulmazdım. Kimin uğruna? Onarılmayacak kadar hasarlı bir beyin makinesinin uğruna mı? Hasta kesinlikle bundan öte bir şey olmasaydı, acısız ölüm programı haklılık kazanırdı.
Bu nedenle uyanık olalım; iki anlamda uyanık olalım:
Auschwitz’den bu yana insanın ne yapabileceğini biliyoruz.
Hiroşima’dan bu yana da neyin tehlikede olduğunu biliyoruz.
Nihai anlam kavramının ötesine giden bir psikiyatrisi, er ya da geç, altı yaşındaki kızımın beni şu soruyla utandırması gibi, hastalar tarafından utandınlacak: “Neden iyi Tann’dan söz ediyoruz?” Kızımın bu sorusu üzerine, “Birkaç hafta önce kızamığa yakalanmıştın ve iyi Tanrı seni iyileştirdi,” dedim Ne var ki küçük
kız yanıtı yeterli bulmamışü; hemen yapıştırdı: “Peki ama baba, lütfen unutma: Her şeyden önce bana kızamığı gönderen o.