Şimdi bize, inşam kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak
tanımlayan Dostoyevski’nin sözlerinin doğru olup olmadığı so-
rulacak olursa, cevabımız, “Evet, insan her şeye alışabilir, ama
nasıl olduğunu bize sormayın,” olacaktır. Psikolojik araştıımala-
nmız henüz oraya gelmedi; biz tutsaklar da o noktaya ulaşmış
değildik. Henüz ruhsal tepkimizin ilk evresindeydik.
Psikiyatride “af yanılsaması” denilen bir durum vardır. İdama
mahkûm edilen bir insan, infazından hemen önce, son dakikada affedilebileceği yanılsamasına kapılır.
Bizce, ruhsal gelişimin bu yasası yadsınamaz nitelik taşımakta ve karanlık duyguların kucağına
yuvarlanmak istemeyip, kendi yazgısını kendisi belirlemeye çalışan herkes için alabildiğine önemli bir
yol gösterici rolünü oynamaktadır. İşte bu verilerden yola koyularak, insanbilim alanındaki
çalışmalarımızı sürdürmekteyiz; öyle bir bilim ki, genellikle pek üzerinde durulmamasına karşın,
toplumun bütün kesimleri için bizce son derece önemli ve varlığı zorunlu bir uğraş konusu
oluşturmaktadır.