Bir vaktin yorgunluğunu sırtımda taşıyorum... Her zerresini her hücremde her zamanın bilinmezliğinde hissediyorum... Hissedecem var olmayan bir kainatın kayıp olan bir cennetinde ahir zamanda çarmıha gerilmişimi bir vakit kaybolup ben vakit oluncaya dek
#benimkalemim
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
2-Ateş ve Kelebekler
"Kryzyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe, insa yeni okyanuslar keşfedemez." (Andre Gide) Eski bir Hint masalında anlatılır. Dört kelebek uzakta yanan bir ateş görmüşler. Ateşin nasıl bir şey olduğunu öğrenmek iste minişler.
Birinci kelebek, "ben gidip bakayım” demiş. Kelebek gidip ateşe biraz yaklaşmış... Ateşin etrafını aydınlattığını görmüş.
Dönüp arkadaşlarının yanına gelmiş, "Bu ateş aydınlatıcı bir şey dir!" demiş.
İkinci kelebek, bununla yetinmemiş o da gitmiş. Biraz daha yaklaşmış ve isındığını hissetmiş, dönüp arkadaşlarına, "Ateş m alatıcı ve isitici bir şeydir," demis.
Üçüncü kelebek de gitmiş. Biraz daha ateşe yaklaşmış, bir anda Esin kanatlarını yalacığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri Asp şöyle demiş: "Ateş aydınlatıcı, isiticı ve yakıcı bir şeydir,"
demiş
Sonuncu kelebek, daha da çok şey öğrenmek için gitmiş. Biraz vaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz daha yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş, biraz daha yaklaşınca tamamen yanmış. Ateşin gerçekten ne olduğunu örenmiş, ateşin hakikatine ulaşmış, ama geri dönüp hakikati anlatamamış. Çünkü o ateşin içinde eriyip ateşten bir parça haline gelmişti..
Burada hakikat her dört kelebekten farklı ve sınırlıdır. Her biri bazın özelliklerini öğrenmekle sınırlı kalıyor. Ancak dördüncü ke lebek yanarak hakikati öğreniyor.
Toplum ve özgürlük gibi çok karmaşık olan bir alanda hakikate ulaşmak çok zorlu bir arayışı, aşk derekesinde bir yaklaşımı gerektirir.
Yeri ve zamanı gelince, hakikati arayan insan kelebek gibi o ha hakikatin içinde eriyip yok olur. Ondan bir parça olur. Hakikate ancak öyle ulaşabilir.
... Çünkü nasıl gözleriniz görmeye, kulaklarınız duymaya yarıyorsa, insanın yüreği de zamanı algılamaya yarar. Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zamanda öyle boşa gider, kaybolur. Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır.