Ve ben bu tuhaf sessizliklerin ortasında, kendimi biraz daha yitirdim. Emel’in, Refik’in, bütün o karanlık gecelerin uzağında yaşayan bir başka İhsan’a dönüştüm. O İhsan’ın içinde dört yıl yaşadım. Gündelik hayatın, kaçışların en meşrusu ve düşünmemenin en karmaşık hali olduğunu böyle anladım.