Birkaç ay sonra içimde yeni bir his belirdi; çok kötü bir his. Artık yalnızca mutsuz ve üzgün değildim, öfkeliydim de. Çarpık ağzım, yamuk ellerim ve işe yaramaz bedenim yüzünden bütün dünyaya kırgındım.
Sanki bir denizaltı kovuğunda yürüyormuşum gibi bir türlü kavrayamadığım fikirler, bilgi kırıntıları ayaklarıma dolaşıyor, her kımıldandıkça köksüz asabiyetler, süreksiz ümitler, yersiz inançlar çürümüş yosunlar gibi kollarıma ve vücuduma sarılıyor, beni daha derinlere çekiyor…
Sanki her tarafımdan yüzlerce el beni tutuyordu, belki de hiç tutan yoktu, sadece olduğum yerden bir yere kımıldayamıyordum. Dehşetten, sevgiden, ümitsizlikten, acımaktan yarı çılgın uğraşıyor, yalvarıyordum.