Hayalperest, külleri karıştırarak köz arar gibi, soğuyan yüreğini ısıtacak ateşi yakmak için eski hayalleri arasında bir kıvılcımı boşu boşuna arar durur.
"Benim burada ne işim var?" diye düşündüğünüz oldu mu hiç?
Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hiss ettiğiniz?
Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak bir çok yol olduğunu da biliyorsunuz çünki labitentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil,
bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız.
Oldu mu hiç?
Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
Not : Kedim öldü de.