Ezgi akgül’ü uzun zamandır takip edip bir türlü eserini okuyamamıştım bu zamana kısmetmiş. Bir meselesi olan bir derdi olan insan yazar diyordu gerçekten de öyle olmuş yazar, bütün dertlerimizi meselelerimizi yazmış. Kimsenin söyleyemediklerini yazmış. Dünyayı fazla önemsemenin, bunca telaşın aslında gereksiz olduğunu, mutlu olmak için hayatın karmaşasına sürüklenmeden, her şeyi olduğu gibi kabul ederek mutlu olabilmenin formüllerine yer vermiş kitabında. Hatta derin bir iz bırakıyor yüreğinize. Okuduğunuzu anlamanız değil , yaşamanız için bu senin benim bizim hikayemiz diyor. Kullandığı dil evimizin, mahallemizin insanları, içimizin kokuşmuş yönlerini , hayal kırıklıklarımızı , bencilliğimizi , hırslarımız, istek ve arzularımızı bizi insan yapan eksik ve fazlalarımızı yatırmış masaya , mutluluğu sebeplere bağlamamamız gerektiğini,mutluluk denen şeyin planlanabilen bir şey olmadığını , yıldız kaymaları gibi anlarda gizli olduğunu anlatmış. Kendimizi özgüvenli havası verdiğimiz aslında ne kadar pasif olduğumuzu hep kendimizi başkasından duyma ihtiyacı hissettiğimizi anlatmış. Gerçekten de öyle değil mi? Özgüven; başkalarının amasız ve fakatsız takdir edilme olgunluğu mudur.? Oysa özgüvenli insanlar bilirler, tevazu elbisesi kadar yakışan bir giysi olmadığını. Ama nedense bazen de ısrar ederler kendilerini çirkin gösteren kibir elbisesini giymeyi. Oysa kibir üzerimizde eğrelti durur. Affetmek kelimesinin hayatımızda yeri yoktur. Bu yüzden geçmiş hep sırtımızda bir yüktür. Oysa elindekine şükreden , elinde olmayana sabreden ve başına gelen şeylerle insanların daha mutlu olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kitap o kadar güzel ki , yazarın kalemini çok çok beğenerek okudum. Yazılacak daha bir çok şey olduğunu düşünüyorum fakat kitabı yeniden yazmak gibi olmasın. Bize
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatı, insanı, kültürü gözlemleyen bir düşünür…
Hegel, Nietzsche, Whitehead, Muhammed İkbal ve Malik Bin Nebi gibi yazarların metinleriyle ilgili çalışmalar yapan fikir yazarı…
Ve Medeniyet Tasavvuru Okulunun kurucusu…
Yusuf KAPLAN!..
Dertli…
Derdi çağlar ötesi…
Zihnimizin çağdaş hurafeler çöplüğüne döndüğü bir asırda Müslüman zihninin ve şahsiyetinin yeniden inşâ edilmesi için varlığını ortaya koyan bir düşünür…
Derslerinde sizleri öyle bir yolculuğa götürüyor ki dünyayı engin felsefi derinliği ile idrak edebiliyorsunuz ya da etmeye başlıyorsunuz da diyebilirim.
Ve kitabımıza gelince;
Medeniyet Tasavvuru Okulu İhtisas Öğrencisiyim.
3 senelik dersimizde gördüklerimizi, dinlediklerimizi yeniden yaşadım diyebilirim kitabın satır aralarında.
Öyle bir kere okuyup geçiyim diyebileceğimiz bir ürün de değil.
Oturup okuyacağız ve üzerine düşünce temrini yapacağız.
İşte o vakit dokuma eylemini gerçekleştirebiliriz.
Çok katmalı bir inşâ çabası gibi…
Peki okuma nasıl olmalı sorusu ile başlayalım yolculuğumuza…
Mesele bilmek değil ol-mak der üstâd. Aslolan bilmek değil, bulmak ve olmak…
Bu bağlamda 3 tür okumadan bahseder hocamız;
Kitab-ı Hakikati okuma, Kitab-ı Kâinât-ı okuma ve kişinin kendisini okuması.
Salt bir okuma değil, medeniyet fikrini adım adım her şeye nakşedebilmek…
Ve neticede öncü kuşaklar yetiştirmek.
Kitap sanki bir insan analistinin elinden çıkmış kadar zekice ve düşünülerek kurgulanmış. Zaten bu tarzın öncülerinden birisidir Agatha Christie. Her kim olursa olsun asla fiziksel yapısından ötürü kimseyi küçük görmeyeceksin. Düşünce, zeka ve psikolojik yönden tahlillerle insanları eleştireceksin. Aksi halde ters köşe olur neye uğradığını şaşırıp kalırsın. Kitapta katille ilgili birkaç tahminde bulunabilmiştim. Tahminlerimden birisi doğru çıktı. İlk zamanlarda altı çok dolu tahminler olmasa da düşündüklerim kitabın yarısından sonra netleşmeye başladı. Bu tarz kitapları okumayı, fikir yürütmeyi gerçekten çok seviyorum. Eğer benim gibi biriyseniz kesinlikle tavsiye ederim.
- Her ay 2 kitap okuyup ve 1 film izleyip bunları tartıştığımız kitap okuma grubuma katılmak isterseniz bana mesaj atabilirsiniz -
1000kitap'ta hepimizin şu konuları önceden bilmesi lazım:
1- Bir kitabı incelemek için illa ki bir fakülte okumak ya da bir kitap yazmış olmak gerekmiyor, her okur bir kitabı eğer mantıklı nedenleri varsa eleştirebilir
2- Bir kitabı inceleyince eleştirmen olmuyoruz, bir kitabı incelemiş oluyoruz
3- Bir kitabın adını daha önceden hiç duymamış olabiliriz, bu yüzden "Oha o kitabı nasıl bilmezsin" tepkisinin verilmesi kadar saçma bir şey daha olamaz
Var mı sizin de bu listeye ekleyecekleriniz? 🤓