"Dünya yüzünde ne gibi acayip ilimler varsa, ona, beş duyu organı yolundan hasıl olur. Ondan daha şaşılacak bir hali de şudur: kalbin içinden melekut ve gök alemine bir pencere açıldığı gibi, duygularımız ile bilinen aleme de beş pencere açılmıştır. Buna cismani âlem denir. İnsanların çoğu, ancak cisim ve madde alemini bilir. Bu haddi zatında basit, neticesiz ve önemsizdir. Zira hepsi duyular yoluyla bilinir. Duyular yoluyla bilinen ilimlerde basittir."
"Gönülden melekut alemine açık pencere olmasının delili ikidir: biri uyku alemidir. Uyku aleminde duyular yolu kapanmış iken, kalbin içinden bir pencere açık olup melekut âlemini ve levhi mahfuzu seyreder. Ya gayet açık yoldan görür, yani gördüğu gibi çıkar, yahut temsil ve hayal yolu ile görür ki tabire ihtiyaç olur."
"Zahir ilim, duyu organlarımızla hasıl olan ilimdir."
"Hâlbuki uyanıklık hâlinde gaybı görmek mümkün olmaz."
"Burada şu kadarını bilmek lazımdır. Kalp ve levh-i mahfuz birer ayna gibidirler. Bunlarda bütün eşyanın görüntüsü meydana gelir.
Birincisi ilim yönünden, ikincisi kudret yönünden. İlim yönünden olan üstünlüğü de iki tabakadır: birini herkes bilir. Diğeri ise kapalıdır, herkes tarafından bilinmez.
"Zahiri olan ilim; bilmek, öğrenmek kuvvet ve kabiliyettir. Bütün fen ve sanat onunla tahsil edilir. Kitaplardaki ilimler onunla bilinir. Geometri, hesap, tıp, astronomi ve şeriat ilimleri gibi. Bununla beraber akıl cevheri, yazılması ve ifadesi Kabil olmayan bir nesnedir; ve bütün bu nihayetsiz ilimleri kapsamaktadır. Belki bütün alemun ondaki yeri büyük sahradaki bir kum tanesinin yeri kadardır."
O halde hayvanlara ve yırtıcılara her ne verilmiş ise, insana da verilmiştir. İnsanlara fazla olarak bir de kemal verilmiştir ki, o da akıldır.
Kendini gazap ve şehvetin elinden kurtarır. Bu ise meleklerin sıfatıdır.
"O halde insanın hakikati akıldır. Zira insanın Kemâl ve şerefi akılladır."
"Bu sebeptendir ki, öldüğü zaman ne gazap kalır, ne de şehvet..."
"Bu dünyada şehvet, gazap ve nefis lezzetlerini bırakmayıp dünyaya sarılmasıdır."