Kitap bir bitin ölümünün dahi sorgulanmaya değer olduğunu anlatıyor. Ya Lizeveta ona ne demeli? Raskolnikov'un çektiği acı. Onun cinayeti işleyenin şeytan olduğunu kabul etmesi: aslında orada kendi kendini öldürdüğünü kabul etmesi. Böyle bir şey yapma cüret ve cesaretini nereden buldu?
"— O zaman şunu anladım, Sonya. İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir. Bir tek şey söz konusuydu burada, cesaret! Böylece hiç kimsenin, hiçbir zaman düşünmediği bir şey geldi aklıma! Evet, hiç kimsenin! Bütün bu saçmalıkların yanından geçerken, hiç kimse bunları kuyruğundan tuttuğu gibi, “cehenneme kadar yolunuz var,” deyip fırlatıp atmaya cesaret edememişti; evet, gün gibi açıktı bu! Ne kimse cesaret edebilmişti böyle bir şeye, ne de şimdi eden vardı! Ben… işte bu cesareti göstermek istedim ve… öldürdüm… Ben yalnızca cesaret göstermek istedim, Sonya, hepsi bu!"
Yaşadığı çağın insanı olmadığını biliyordu kahramanımız eşitsizlik üzerine yazdığı deneme her şeyi açıklıyor da zaten. Ona göre büyük insanlar insanlık adına büyük işler yaptıklarında bunun etik değerlerini sorgulamıyorlar. Tıpkı Hz Muhammed (sav) gibi yaptığı eylemde maddi bir çıkarı olmadığı düşünülebilir. Muhammed peygambere (sav) atıfta bulunurken yeterince araştırmadığı belli oluyor o ki yalnızca yaradanın isteğini yerine getirdi yaşadığı kavmi daha ahlaklı yapmak için uğraştı. Dostoyevski üstünkörü yaptığı atıfta haklı değil. Raskolnikov cinayeti işlerken bencilce sebepler uğruna olduğunu itiraf ediyor yani şu ki: sadece bunu yapma imkan ve kabiliyetine sahip olduğunu kendine göstermek istemişti. üstün insanlara nadir rastlanır ve pis işleri yapmaktan hiç de gocunmazlar aksine bunu bir görev bilirler akıl ve ruh bakımından kim daha sağlıklıysa insanlar üzerinde erk sahibi olan odur kimin daha çok