Kur'an-ı Kerim Meali (Türkçe Çeviri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.606
Gösterim
Adı:
Kur'an-ı Kerim Meali
Alt başlık:
Türkçe Çeviri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
631
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756779194
Kitabın türü:
Çeviri:
Yaşar Nuri Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeni Boyut Yayınları
Hamd olsun o Allah'aki, Kur'an'ı insanlık dünyasına indirdi. Salat ve selam olsun O Peygamber'e ki, Kur'an-ı insanlığa tebliğ edip bilirdi. Allah indirmesiydi, inmezdi; o Resul bildirmeseydi, bilinmezdi. Rahman, rahmetiyle öğretti Kur'an'ı; onunla iyiye ve güzele kılavuzladı insanı. Yozlaşmamışsa insan, bozulmamışsa iman, kirletilmemişse irfan, Hakk'a ve doğruya götürmede yeterli olacaktır Kur'an.
631 syf.
·147 günde·Beğendi·10/10
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ü bu güzel meali için tebrik ediyorum, mealin güzelliğinin en büyük sebebi de kesinlikle günümüz Türkçesi’nin kullanılması diyebilirim; çünkü öyle bir mealler var ki, aynı Yaşar Nuri'nin de önsözde dediği gibi meale bile ayrı bir meal gerekiyor hatta parantez içinde anlam yüklemeleri de olduğu için insanın algısına etki ediyorlar, bizler parantezler ile şişirilen meali okuyunca acaba meal mi okumuş oluyoruz yoksa parantezler ile şişirilen tefsir mi okumuş oluyoruz? Tefsir okumak istesek zaten tefsir okuruz. Meal okuma isteğimdeki en büyük amacım tanrısal bir sözün içine insansal bir yorumun girmemesi, direkt bir şekilde gelen mesajı okuma isteğimdir. Bazı mealler var ki zamanında parantez içinde kullandıkları kelimeleri yeni baskılarında parantez içinden çıkartarak artık tamamen mealin içine vermişlerdir, mesela Kur’an’da Allah sadece Hz. Muhammed’e “Resul” ve “Sen” diye hitap ederken bazı meallerde meali yapanlar parantez içinde “ Habibullah” ya da bazılarında da “Habibim” kelimesini kullanmışlardır, yani bu kelimelerin manasının da “Allah’ın Sevgilisi” olduğunu öğrenince aslında durumun vahimliği kendini belli etmektedir ya da umarım ediyordur diyeyim. Gerçi pek güzel geleneğimiz Anadolu Tasavvufu’nda da haşa Allah aşık, peygamber de ona maşuk olmuyor mu? Maşuk kelimesinin de manası “erkek sevgili” olduğu bilinmeden hatta, bu tarz düşünceleri olanlara bari buradan bir soru sorayım, Hristiyanlara, Hz. İsa’ya “Tanrı’nın oğlu” dedikleri için tepki gösteriyorsunuz ama “habibullah” kelimesini kullanırken acaba onlardan ne gibi farkınız oluyor ya da daha ileri gittiğinizi düşünmüyor musunuz? Parantezli mealin çıkardığı kötü sonuca bir örnek olarak bunu gösterebilirim diğer bir örnek olarak da seslenilen kişi belirtildiği için “aa bakın burada bu kişiye diyor bunu, bizim bu ayete dikkat etmemize gerek yoktur” düşüncesi de diyebilirim, e hani Kur’an tüm insanlığa gelmişti, e hani içindeki her şey bizim için bir örnek olarak bir rehber olacaktı?

Dünyanın en çok okunan kitabını okuduğum için sevinçliyim, hatta günde milyonlarca kişi tarafından belki de milyarlarca kişi tarafından okunan bir kitabı sonunda ben de okuyabildim, Kur’an bu kadar çok kişi tarafından okunan bir kitap olmasına rağmen aksine hiç okunmayan bir kitapmış gibi en çok anlaşılmayan kitap da Kur’an-ı Kerim’dir çünkü meal okunmamalı orijinal dilinden okunması gerekli düşüncesi hakimdir maalesef. Müslümanlar olarak, Allah’ın alemlere rahmet sonucu gönderdiği, bir müjde bir kılavuz olarak gönderdiği Kur’an ile garip bir ilişki içindeyiz. Elimizde böyle güzel bir kaynak varken maalesef indiriliş amacına tamamen ters bir temas halindeyiz. Bu üzücü durumun en büyük nedeni de iniş amacının direkt olarak bizi muhatap aldığının, dinimizin, inancımızın neye dayandığından haberimizin olmamasıdır. Her bir konuda olduğu gibi dinimizde de bilgiyi direkt kendi kaynağından öğrenmek yerine başka kaynaklardan öğrenmeye çalışıyoruz yani evimizin içinde bir meyve ağacı var, biz elimizi uzatıp dalından o meyveyi kopartıp kendimize almak yerine ilk önce onu birinin toplamasını sonra araya aracı girip onun depolanmasını, sonra nakliye edilmesini, sonra markete gelmesini ve marketten de bizlere sunulmasını bekliyoruz. Halbuki dediğim gibi o kaynak evimizde, eminim ki ya en güzel köşede en üstlerde bir yerde, ya duvarda dantelli bir sargının içinde ya da özel bir kutunun içinde belki de bazı sayfaları çerçeve içinde duvarda asılı. Ne zaman mı elimize alıyoruz, tabii ki de “yemin edeceğimiz” zaman. Yemin ederken de “Kur’an Çarpsın” diyoruz ve tılsımından, gizeminden ve büyüsünden faydalanıyoruz halbuki Mehmet Okuyan’ın dediği gibi “Kur’an çarpmaz aksine çarpıklıkları gideren kitaptır.” Bir de Kur’an’ı vefat edenin arkasından okuruz, Yasin Suresi’ni okuruz ya da okuttururuz, yaparız ama 70. ayetinin kelime manasını, yani “biz Kur’an’ı diri olanı uyarsın diye indirdik” ayetini bilmeden, şöyle bir şey de var ki, vefat edenin arkasından Kur’an okumak, trafik kazası sonucu hayatını kaybeden birinin başına gelip trafik kurallarını o kişiye okumak ile bire bir aynıdır. Okurken de boğazımızdan, gırtlağımızdan farklı farklı sesler çıkarır, nağme verir o şekil okuruz. Yani herkes bir şeyler öğrenmek için okurken bizler Kur’an’ı sadece okumak için öğreniriz (#11731408 ) Emre Dorman boşuna demiyor gerçekkten, maalesef birçok Müslüman hayatında bir kez olsun hesaba çekileceği kitabı okumadan, içinde ne olduğunu bilmeden dinini yaşıyor, bir takım şeylere inanıyor ve bu inanca uygun şekilde yaşayarak Allah’ın vahyinden habersiz bir şekilde de bu din üzerine ölüyor. Bu durumun da en büyük sebebi kesinlikle Kur’an anlaşılmaz denilmesi ve anlamak için de büyük bir bilginin yardımına muhtaç olmamız düşüncesidir, ne acı ki bu dediğimizin sonucunun ucunun da nerelere gittiğini bilmiyoruz, mesela o zaman haşa Allah bize anlayamayacağımız kitap gönderdi, Allah yarattığının zekasını bilmiyor hatta 600 sayfa kitap göndermiş de kendini anlatamamış, madem bizim anlayamayacağımız bir kitap geldi o zaman bizler de hesap gününde haşa “sen bizi sorgulayamazsın çünkü sen bize anlayamayacağımız kitap gönderdin” dememize müsaade etmiş gibi taraflara gittiğini bilmeden. “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadid Suresi 9). Bunun gibi Kur’an’ın apaçık ayetler içerdiğini belirten birçok ayetler olmasına rağmen hala Kur’an anlaşılmaz demeye devam edilir çünkü dediğim gibi Kur’an okunmadığı için bu düşüncelerden kurtulmak çok zordur.

Kur’an’ı okuduktan sonra neler mi yaşadım ya da neler mi öğrendim, öncelikle bir “evliya” olduğumu öğrendim (tepkiler gelsin). Aslında kelime manasına bakınca (Allah’a dost) her şey yeterince de açık, her bir Müslümanın yani Allah’a düşman olmayan herkesin evliya olduğu bir gerçektir ama bu durum da maalesef kültürümüzde evliyalık adı altında öyle bir hal almış ki, evliya diye geçen o yalancıların Superman gibi uçtuğu, vahiyler aldığı, peygamber rütbesinden biraz aşağıda olduğu, günahlar işlemediği ve çok ama çok özel kişiler olduğu, onları bizlerin anlayamayacağı hatta onlara karşı düşünce belirtemeyeceğimiz belirtilmektedir ama Kur’an’da kimin gerçek manada ya da evliyalık derecesinin kimin yüksek olduğunu bizim bilemeyeceğimiz aslında bir şekilde de belirtilmektedir, tamam herkes evliyadır dedim ama belki sokakta çöp toplayan bir amca belki de bir iş adamı daha iyi bir evliyadır yani kimin daha iyi evliya olduğunu sadece ve sadece Allah bilir. Kur’an’ı okuduktan sonra Hz. Muhammed’in şefaat yetkisinin olmadığını öğrendim, imanın şartlarında kadere imanın olmadığını öğrendim ve başta iblisin alın yazısı gibi bilinen kadercilik düşüncesinde olduğunu ve buna Allah'ın karşı olduğunu öğrendim, kabir azabının tamamen uydurma bir şey olduğunu öğrendim, sıraat köprüsünün dinimizde olmadığını aslında Zerdüstlükte olduğunu başka kaynaklar yardımıyla öğrendim, Miraca yükselme olmadığını sadece İsra’nın yani gece yürüyüşünün olduğunu öğrendim, bizim bu zamana kadar öğrendiğimiz, duyduğumuz miraç rivayetlerinin hemen hemen hepsi Zerdüşt’ün Hz. İsa’dan yüzyıllar önce Zerdüstlüğün peygamberi olan Zerdüştün miraca yükselmesi, orada Ahura Mazda ile görüşmesi ile birebir aynı olduğunu öğrendim, hepsi de Avesta’da yazmaktadır, bilinenin aksine Miraç uydurmasında bize namaz ve Bakara Suresi’nin son iki ayeti gelmiştir ama Kur’an’da da namaz’ın daha öncesinde emredildiğini öğrendim, Bakara Suresi’nin ise Medine döneminde bittiğini öğrendim. Mehdi’nin dinimizde olmadığını, Hz. İsa’nın da öldüğünü ve sanıldığının aksine gelmeyeceğini öğrendim. Bunları öğrendikten sonra peki neler mi yaşadım, tabii ki de en yakınlarım tarafından ateist olduğum belirtildi ve dinden çıktığım söylendi. Eminim ki Avesta da dahil diğer dinlerin kitaplarını okuyan ve Kur’an’ı da okuyan, okurken de tarihi araştıran herkesin bu sonuçlara varacağına şüphem yok.
631 syf.
·Beğendi·10/10
Hiç bir yorum eklenmeden ,ayetlerin iniş sırasına göre yazılmış olan Kuran-ı Kerim'i bizler ile buluşturduğu için,Yaşar Nuri Özturk Beyefendi'ye en derin teşekkürlerimi sunuyorum...
Birçok meal okudum fakat hepsin de yorum eklenmişti,bu eserde ise sadece meal olarak ayetler verilmiş yalın ve sade olarak...
631 syf.
·64 günde·Beğendi·10/10
Ben bu kitabın iniş sırasına göre olanını 2014 veya 2015’ de okudum ve hala okuyorum. Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün ben de ki yeri ayrıdır. Gerçekten anlaşılır bir biçimde yazılmış benim için tek kitaptır. Kur’an-ı Kerim, hayat rehberidir.
631 syf.
·Beğendi·10/10
Müslümanın diyen herkesin okumasi ve hayatina koyması gereken mukemmel bir edebi kitap. Döneminden bu güne kadar bir çok devrim yapmış insanlığın köle olmasının önüne geçmiş bir kitap. Okursaniz sadece Allaha kul olursunuz , okumazsanız hoca,evliya , alim vb. Isimlere kul olursunuz. Kapitalizmi baştan sona bitirebilecek tek hayat kitabi. Allaha hamd olsun kuluna boyle bir kitap vahiy etti.
Ömür boyu okumaya ve her okuduğumuzda yeni bir şeyler daha anlamaya devam edeceğiz. O'nun yazdıklarını idrak edebilmek için belki bin defa okuruz ama bin birinci okuyuşumuzda 'Burada meğer bunu demek istemiş' diyebiliriz.
Okuyun, okutturun.
Anlamak ve uygulamak için.
631 syf.
Her okuyuşta genişleyen bir kitap! Herkes birşeyler söyledi, yazdı ve herkesi dinledik. Bir de Allah Kelamına bakmalı.... Bakmalı ki acizliğimizi anlamalı...
631 syf.
·2580 günde·Beğendi·10/10
Baş ucumuzda sürekli durması ,sıklıkla ve dahi düzenli okunması gereken Allah kelamı.Allah tekrar tekrar okumayı ve anlayıp -uygulamayı nasip eder inşaAllah.
631 syf.
·10/10
Ayetlerin iniş sırasına göre olması ve parantez kullanmadan "kendi yorumunu katmadan" birden fazla anlama gelen Arapça kelimelerin bütün anlamlarını yazıp "kendin düşün ve yorumla" mantığıyla yazılmış açık anlaşılır bir meal olmuş. Kendisini sevmeyenler olabilir. Ancak eleştirmek için tüm eserlerini incelemeli, karşıt tezle karşısına çıkılmalı..Zira diyanet meali ile arasında farklılık olan ayetler var ki, bu da çok önemli.
631 syf.
·Puan vermedi
Parantezsiz meal parantezli mealler insan sözüdür
Bunu yaşar Öztürk sayesinde öğrendim
Meal zaten olabilecek en yakın çeviridir
Yaşar Hoca da zaten bunu yapmış
631 syf.
·Beğendi·9/10
Bir çok çeviriye göre çok sade ve yorumsuz (tefsirsiz) bir çeviri olmuş. Tefsir okumak istemeyenler için çok ideal bir çeviri. Zaten yorum yapılarak çevrilenler orjinalinin anlam ve bütünlüğünü bozuyor zira.
631 syf.
·1 günde·10/10
Oku!..... Hiçbir yorum katmadan, bir kelime kaç mana içeriyorsa olduğu gibi belirterek, bağımsız olarak düşünmemizi ve anlamamızı sağlayan Yaşar Nuri Öztürk'e Yüce Allah'tan ahmet dilerim...
631 syf.
·Puan vermedi
"ve kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku" ( müzzemmil-4), Yaşar Nuri Öztürk hocanın, hazırladığı bu meal ile kur'an'ı düşüne düşüne, anlaya anlaya okuyabilmemiz için büyük bir pencere açmış olduğunu düşünüyorum.
İnanmış olanlar ancak o kişilerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperip titrer ve onlara Allah’ın ayetleri okunduğunda, bu onların imanlarını artırır. Ve onlar yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.
Ey Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, ahirette de güzellik ver, Ve bizi ateş azabından koru.
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfa 42 - Bakara suresi, 201. Ayet
Ey iman sahipleri! Size ne oldu ki, “Allah yolunda seferber olun” denilince yere çakılıp kaldınız. Âhiretten vazgeçip iğreti hayata mı razı oldunuz? O iğreti hayatın nimeti âhiret yanında pek azdır.
Allah’a ve resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir.
Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.
Dinledik, boyun eğdik! Affet bizi, ey Rabbimiz! Dönüş yalnız sanadır!
Yaşar Nuri Öztürk
Sayfa 57 - Bakara suresi, 285. Ayet

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an-ı Kerim Meali
Alt başlık:
Türkçe Çeviri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
631
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756779194
Kitabın türü:
Çeviri:
Yaşar Nuri Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yeni Boyut Yayınları
Hamd olsun o Allah'aki, Kur'an'ı insanlık dünyasına indirdi. Salat ve selam olsun O Peygamber'e ki, Kur'an-ı insanlığa tebliğ edip bilirdi. Allah indirmesiydi, inmezdi; o Resul bildirmeseydi, bilinmezdi. Rahman, rahmetiyle öğretti Kur'an'ı; onunla iyiye ve güzele kılavuzladı insanı. Yozlaşmamışsa insan, bozulmamışsa iman, kirletilmemişse irfan, Hakk'a ve doğruya götürmede yeterli olacaktır Kur'an.

Kitabı okuyanlar 164 okur

  • özge
  • Hale ergin
  • Lex  marx
  • Red Kit
  • Fatih Erkan
  • Gülçin Demir
  • alev
  • GÜLŞAH GÜLOĞLU
  • Baray Ksl
  • Şeyma Irgan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4.5
18-24 Yaş
%11.9
25-34 Yaş
%26.9
35-44 Yaş
%28.4
45-54 Yaş
%20.9
55-64 Yaş
%7.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.2
Erkek
%54.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%82.9 (58)
9
%11.4 (8)
8
%4.3 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.4 (1)