Kendi temposunda ısrar etmeyen, çekingen, tanrısından ya da tanrılarından ayrı düşmüş, kendini yenilemekten uzaklaşmış, içgüdülerini yitirmiş biri için en güvenli yer olduğundan ev hayatına, entelektüelliğe, işe ya da tembelliğe çekilmiş biri olmak.
Kendi başına bir işe girmekten ya da kendini açığa vurmaktan korkmak; başkasına ya da başkalarına bakmaktan korkmak; koşmaya devam etmekten durmaktan yavaşlamaktan korkmak otorite önünde sönmek; yaratıcı tasarılardan önce enerjisini yitirmek ürkme, küçük düşürülme, endişe, uyuşukluk, bunaltı.
Başka yapacak bir şey kalmadığında dilini tutmaktan korkmak, karşı koymaktan korkmak, midesinin bulanmasindan heyecandan midesine sancılar girmesinden, midesinin ekşimesinden, ortada kalakalmaktan, boğulmaktan, çok kolay uzlaşmacı ya da nazik biri olmaktan intikam almaktan korkmak.
Durmaktan korkmak; harekete geçmekten korkmak; durmadan üçe kadar sayıp başlayamamak, üstünlük kompleksi, muphemlik hissetmek, ama yine de başka açılardan tamamen yetenekli, tamamen işlevsel olmak. Bu saydıklarımız bir çağın ya da bir yüzyılın hastalığı değildir ve kadınların her tutsak alınışında, vahşi doğanın her tuzağa düşürülüşünde, her zaman ve her yerde bir salgın şeklinde kendini gösterir. Sağlıklı kadın tıpkı bir kurt gibidir.
Postu kolay deldiren çelimsiz sıçrayamayan, avlanamayan, doğuramayan, bir hayat yaratma yeteneğinden yoksun biri olmak için burada değiliz. Kadınların hayatı durağanlık içindeyken ya da can sıkıntısıyla dolu olduğunda, bu her zaman için vahşi kadının ortaya çıkma zamanının geldiğini gösterir; ruhun yaratıcı işlevinin detayı doldurmasının zamanıdır.