Şeker portakalının devamı niteliğinde. Bu kitapta zezenin ergenliğini konu alıyor. Açık söylemek gerekirse şeker portakalında aldığım keyfi bu kitapta sürdüremedim. Şeker portakalında biraz acının hakim olması küçük bir çocuğun küçük yaşta hayatla mücadele etmesi beni kitaba daha sarar nitelikteydi. Güneşi uyandıralım kitabına gelecek olursam burda yine zezenin yaramazlıklarıyla dolu serüvenine şahitlik ediyoruz. Ve yeni hayali unsurlarına. Burda en çok dikkatimi çeken kısım şu olmuştu, aslında daha doğrusu üzüldüğüm nokta ; Kişinin kendi ailesi varken bir yere sığamaması, ardından başka bir aileye verilip orda da kendine bir yer bulamamasıydı. Her insanın evi ailesi, kendini koruma sığınma alanı olması gerekirken, bir çocuğun sığındığı tek yer hayal dünyası ve hayal dünyasında oluşturduğu bir ailesinin olması ne kadar kötü bir durum. Yine bir yetmezlik daha. Çocuk doğurmak bir sanat değil eğer bilinçli bir şekilde büyütüp yetiştirmeyecekse kişiler kimse çocuk dünyaya getirmesin. Çünkü Acılarını beraber değil tek başına yaşıyorlar. Çok içime dokunan kitaplar arasına girmese de zezeyi sevdim okunması gereken bir kitap. Hiçbir kitap amaçsız ve mesajsız yazılmaz... Okuyacaklara iyi okumalar.