Pınar

Pınar
Dil kılıçsa, söz cihanının hakimi benim.
Gerçekte Kimiz? Gördüğümüz mü, Olduğumuz mu?
İnsanlar çoğu zaman kendilerini görünür kılmanın en hızlı yolunu seçiyor. Bir fotoğraf, bir filtre, birkaç saniyelik bir dikkat… Bunlar kolay. Birkaç dokunuşla değişen bir yüz, birkaç saniyede gelen beğeni sayısı. Ama insanın kendisi bu kadar hızlı değişmiyor. Bugün sosyal medya, insanın kendini ifade ettiği bir alan olmaktan çok, kendini onaylatma alanına dönüşmüş durumda. Profil fotoğrafları sürekli değişiyor, filtreler yüzü değil algıyı düzenliyor. Görünen şey gerçeklikten çok “beğenilme ihtimali”ne göre şekilleniyor. Çünkü hızlı geri bildirim almak, insanı kısa süreli olarak tatmin ediyor. Ama burada gözden kaçan bir şey var: İnsan, sadece görünmek için değil, anlamak ve anlam üretmek için de var. Dış görünüşe yapılan özen çoğu zaman iç dünyanın ihmalini örtüyor. Yüz bakımı artarken düşünce bakımı azalabiliyor. Görüntü netleşirken fikirler bulanık kalabiliyor. Asıl mesele şurada başlıyor: İnsan kendini nasıl sunduğu ile kim olduğu arasındaki farkı kapatmak yerine, bu farkı büyütmeye başladığında. Çünkü dışarıdan gelen onay, içeride bir boşluk varsa asla yeterli olmuyor. Daha fazla beğeni, daha fazla filtre, daha fazla görünürlük… Ama içerideki eksiklik aynı kalıyor. Oysa insanı güçlü yapan şey, sürekli görünür olması değil, görünmediği anlarda da tutarlı kalabilmesi. Sosyal medyada değilken de düşünebilmesi, üretmesi, gelişebilmesi. Bir yüzün kaç kez değiştiği değil, bir zihnin ne kadar derinleştiği asıl belirleyici şey. Belki de sorulması gereken soru şu: “Nasıl görünüyorum?” değil, “Nasıl düşünüyorum?” Çünkü sonunda ekran kapanır. Beğeniler susar. Filtreler düşer. Ve geriye sadece şu kalır: Kendinle baş başa kaldığında, gerçekte kim olduğun.
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yüksek idealizm…
Ruhum, standartların ötesinde bir mükemmellik arayışında.
Davet
Ne işle meşgul olduğunla ilgilenmiyorum. Ne için acı çektiğini bilmek istiyorum ve kalbinin özlemini gidermek için hayal kurmaya cesaret edip etmediğini. Kaç yaşında olduğunla ilgilenmiyorum. Aşık olmak için hayalin için hayatta olmanın macerası için aptal gibi görünme riskini alıp almadığını bilmek istiyorum. Ayının hangi gezegenlerle kare oluşturduğuyla ilgilenmiyorum... Kendi kederinin merkezine dokunup dokunmadığını hayatın ihanetleriyle açılıp açılmadığını yoksa daha fazla acı korkusuyla büzülüp kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum. Acıyı, benimkini veya seninkini, gizlemek, soldurmak veya düzeltmek için hareket etmeden onunla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum. Benim veya senin sevincinle birlikte olup olamayacağını, vahşilikle dans edip edemeyeceğini ve coşkunun seni parmak uçlarına ve ayak parmaklarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bizi uyarmadan dikkatli olmamızı gerçekçi olmamızı insan olmanın sınırlamalarını hatırlamamızı istemeden. Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmadığıyla ilgilenmiyorum. Kendine sadık kalmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını bilmek istiyorum. İhanet suçlamasına katlanabilir ve kendi ruhuna ihanet etmeyebilirsen. İmansız olabilir ve bu nedenle güvenilir olabilirsen. Güzelliği görebilirsen bilmek istiyorum her gün güzel olmasa bile. Ve kendi hayatını varlığından kaynaklayabilirsen. Kendi ve benim başarısızlığımla yaşayıp yaşayamayacağını ve hala gölün kenarında durup dolunayın gümüşüne bağırmak, "Evet." Nerede yaşadığını veya ne kadar paran olduğunu bilmekle ilgilenmiyorum. Keder ve umutsuzluk gecesinden sonra kalkıp kalkamayacağını yorgun ve kemiklerine kadar ezilmiş bir şekilde ve çocukları beslemek için yapılması gerekeni yapıp yapamayacağını bilmek istiyorum. Kimleri
İnsan dünyaya aldanır; kendine döndüğünde görmeye başlar.
1. Gördüğün dünya, olduğu gibi değil; algıladığın gibidir. Gerçeklik çoğu zaman zihnin filtresinden geçer. 2. Ego en büyük yanılsamadır. “Kendim” dediğin şeyin büyük kısmı roller, korkular ve geçmişten oluşur. 3. Modern hayat hız verir ama anlam vermez. Koşmakla yaşamak aynı şey değildir. 4. Doğadan kopan insan, kendinden de kopar. Topraktan uzaklaşan ruh köksüzleşir. 5. Sahip olmak, tatmin olmak değildir. Biriktirdiklerin arttıkça boşluk da büyüyebilir. 6. Hakikat sessiz gelir, gürültüyle değil. En büyük cevaplar kalabalıkta değil, iç sessizlikte bulunur. 7. Acı çoğu zaman düşman değil öğretmendir. Kırıldığın yerler seni uyandırabilir. 8. Her şey değişir; direnen daha çok acı çeker. Hayat akıştır. Tutunma, esne. 9. Kadim bilgiler küçümsenenden daha değerlidir. Mitler, semboller, ritüeller bazen modern bilgiden daha derin şeyler anlatır. 10. Uyanış dışarıda değil içeridedir. Yeni hayat arayan çoğu insan, önce yeni bilinç gerekir gerçeğini kaçırır.🌟
Uyanmak, sorgulamak ve derinleşmek…
Hayatın görünen yüzüne aldanma; gerçek olan çoğu zaman sessiz, derin ve içtedir.