Özgür Bacaksız, Her Şeyle Savaşamazsın’ta, hayatın sessizliğine, kayıplarına ve geri çekilmelerine dair ince bir resim çiziyor. Kitap, okuru doğrudan hikâyelerin içine çekmek yerine, her cümlede durup nefes aldıran bir şiir gibi ilerliyor. Bazı pasajlar bir kuşun kanat çırpışı gibi hafif, bazılarıysa bir gök gürültüsü kadar derin.
Kitapta “bazıları…” ile başlayan dizeler, hayatın farklı renklerini ve ritimlerini tek tek seriyor. Eksik başlayanlar, sessiz kalanlar, geri çekilmek zorunda olanlar… Her biri birer yaşam resmi gibi duruyor sayfada. Ama Bacaksız, okura sadece durumu göstermekle kalmıyor; aynı zamanda sabır, zaman ve kendi gücünü toplama sanatı üzerine sessiz bir ders veriyor.
Dil, bir yandan şiirsel ve metaforik; bir yandan sade ve doğrudan. Bu, kitabın hem düşündürmesi hem de hissettirmesi açısından etkili. Okurken zaman zaman kendi hayatında duraklayıp, “ben de bir zamanlar böyleydim” diyorsun. Geri çekilmek, beklemek ve kendi zamanını bulmak… Kitap, bu dersleri zorlamadan, nazikçe sunuyor.