Hepiniz ne kadar da aynı bakmışsınız Emma’ya. Ne kadar aynı pencerelerden ona suçlu gözlerle suç bulaştırmışsınız. Emma... kadın.. kadın oluşunun bedelini de incelemelerde bile ödedi. (Feminist değilimdir)
Kitabı bitirdiğim için acayip bir duygu geçişlerindeyim şu an.. inanın kitabın son bölümünün özetini yazmak istiyorum kelimeleri toparlayamam diye erteliyorum. Öncelikle şunu söylemek isterim ki tasvirlerden uzun ayrıntılardan hiç sıkılmadım çünkü bir olay bir diyalog pat diye olacaksa pek de bir macerası kalmaz gibi. Kitaptaki anları en ince ayrıntısıyla gözümde canlandırmak öyle güzeldi ki... örneğin Emma ile Rodolphe’nin tarım şenliğindeki manzarasını görebiliyorum hâlâ. Bence tasvir güzeldir. Bu kitapta tasvir olduğu için ruh çözümlemesi yoktu işte. Biz Emma’nın neden bocaladığını, içinden neler geçirdiğini gerçekten bilemedik. Bilmek güzel olurdu. Kararsızlıklarının anlamı ve sebebi neydi ki? Bir anda evlenip sonra eşini sevmediğini farketmesi.
Ahh Charles’imm :( Emma’nın hastalıktan biraz sıyrılıp reçel yemesiyle ağlayan duygusal eş.
Feminist değilim ama Emma hata yaptıysa Leon da yaptı Rodolp da.. işte onlara bir dönüp bakmak gerek. Yazar ikisinin hayat tarzıyla nasıl da örtüştürmüş onları ama onlara dair bir yetenek yok bir sevgi beslemiyorsun çünkü ikisi de boş.. ikisi de yalancı.. çok yazık. Sadece bir ten seviciler.. yoksa Emma’nın onarılması gereken ruhuydu.. işte bu.
#başdöndürenkitaplarım