Bütün çocuklar doğanın kendilerine armağan ettiği bir aşağılık duygusuyla dünyaya gelir; ilgili duygu da bireyin, hayal gücünü uyarır, durumunu düzelterek ruhsal kökenli bu duygudan kurtulmasını sağlayacak çabalara iter onu.
Her insan nesneler konusundaki kişisel anlayışa göre biçimlendirir kendisini, bazı anlayışlar da ruhsal bakımdan ötekilerden daha sağlıklıdır. İnsanın gelişiminde bu tür bireysel hata ve teklemeleri hesaba katmamız ama hepsinden önce ilk çocukluk dönemindeki hatalı değerlendirmeleri göz önünde tutmamız gerekir çünkü bunlar, yaşamımızın ilerideki akışını önemli ölçüde etkiler.
Mesela en sevdiği arkadaşları bile onu bazen şaka olsun diye aldatırlar, hiç lüzumu yokken yalan söylerlerdi. Yusuf evvela içerleyecek oldu fakat bunun herkes tarafından yapıldığını ve çok tabii bir şey olduğunu görünce kızmaktan vazgeçti; fakat hayreti hala geçmemişti. Niçin durup dururken yalan söylemek ihtiyacını duyuyorlardı?
...gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirme sevdasına kapılma.
Önüne bir lokma ekmek tutuluyor ve bunun geri alınması tehdidiyle en olmayacak şeyler yapılıyordu. İstihfaf ettiği, kendisinden zayıf bulduğu mahlukların mahkumu olmak çok harap edici bir şeydi.