Mert Mars Oğur

Mert Mars Oğur
@Marsogur
Öğrenci
A.Y.B.Ü Tıp Fakültesi
Ankara
Hatay
28 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
Kitapla ilgili incelemem çok uzun olduğundan bir kısmının bende yarattığı etkiyi paylaşmak istiyorum. Kitap genel olarak felsefi konuşmaların ve insan çözümlemelerinin çok derin yapıldığı her sayfasında sizi bambaşka yerlere götürebilecek bir kitap.detaylı bir şekilde üzerine düşünüp yorumlamaya ve analiz etmeye çalıştıkça iç dünyanızda açığa çıkartmamak için çabaladığınız şeyleri acı bir şekilde günyüzüne çıkarabilir. Ben kendimden bir parçayı sizin huzurunuza sunmak istiyorum. Dorian resmindeki ile kendisini farklı görüyordu. Çünkü resimde hiçbir zaman yaşlanmayacak gençliğini ve güzelliğini kaybetmeyecekti. Bu yüzden resmini çok kıskanıyor ama aynı zamanda yoğun bir aşk duyuyordu. Baktığımız zaman akışından asla taviz vermeyen hayat içindeki durağanlaştırdığımız anların en büyük sırrı da budur bana göre. Çünkü anlarımız fiziksel ve duyusal olarak tam anlamıyla asla tekrardan yaşanmaz. Fakat sanat bize o anı bahşeder. Resimde, fotoğrafta durdurduğumuz ve sonsuza kadar durmuş olarak kalacak anımız belki de ruhumuz için tatmini en yüksek şeylerdir. Bir fotoğrafta yanımızda hatta gözlerimizde olan belki de en güzel duygularımızı yaşadığımız insan sonsuza kadar yanımızda kalacak o fotoğrafta. Veya bir insanın gözünden dünyaya tam o fotoğrafın çekildiği anda tam o fotoğrafın çekildiği yerden bakma fırsatımız var bir daha o yeri bulamasak da o anı yaşayamasak da sonsuza kadar yanımızda kalacağına emin oluruz. Ordaki anımızı kıskanabiliriz, ondan korkabiliriz veya ondan nefret edebiliriz ama o hiçbir zaman değişmeden orda duracak. Dorianın kıskandığı ve tablodakinin değişmezlik özelliğiyle kendi yaşlanabilirlik özelliğini değiştirmek için yapamayacağı şey olmadığını söylemesine rağmen tabloya deli gibi aşık olmasının sebebi veya orda kendi ruhundan bir parça görmesinin
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Ren Kitap · 201899bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·180 syf.··
2019 4. kitabı
İntibah hakkında.. Namık Kemal’i ilk defa okuyorum. Ve kitaba başlamadan önce Namık Kemal hakkında ve yaşadığı dönem hakkında araştırmalar yapmam gerektiğini hissettim. Gördüğüm şeyler şaşırtıcıydı doğrusu, yenilikçi ve cesur bir gazeteci, roman yazarı, tiyatro yazarı ve fikir adamından çok daha fazlasıydı. Yıllarca sürgün hayatı yaşayan hapis yatan genç yaşında uzak diyarlarda hastalıktan ölen bu adam benim için çok etkileyici bir hayat hikayesine sahip. Osmanlı’nın son zamanlarında içinde bulunduğu zor durumlar birçok ‘’kurtarıcı fikrin’’ doğmasına sebep oldu. Fakat Namık Kemal’in bu sorunu en temelden ‘Devlet nedir, ne işe yarar ?’ ‘toplum ahlakı ve vicdanı nasıl korunur’ gibi sorularla ele alması ve açıkça olmasa da Türk toplumundan gelmenin önemi ve değerini anlatması ileride kurtuluş savaşını verecek halka, komutanlara ve ulu önderimize ilham kaynağı olmuştur. Gazetelerdeki yazılarında romanlarında tiyatro oyunlarında yani içinde Namık Kemal olan şeylerde genelde yurtseverlik ve özgürlük kavramları ön plandadır. Bunu coşkulu ve etkileyici bir şekilde anlatımı zamanların ve sonrasının arayışta olan halkına etkisi de çok büyüktür. Şöyle bir örnek vereyim Vatan Yahut Silistre oyunu ilk oynandığında gösterimden sonra halk o coşkuyla galeyana gelmiş ve olaylar çıkartmıştır. Bu kısmı daha fazla uzatmadan herkese Namık Kemal’i okumanın kendilerine çok şey katacağını düşündüğümü söyleyerek romana geçmek istiyorum. İntibah yurtseverlik ve özgürlük üzerine bir roman değildir. Osmanlı’nın son zamanlarındaki sosyal yapısını (beni çok şaşırtan) anlatan bir romandır. Günümüzde okuduğumuz için anlatımını çok beğenmeyeceğimiz bir roman aslında, divan edebiyatının etkilerini rahatlıkla görebiliyoruz romanda ancak benim için önemli olan anlatımı değil de içeriğiydi. O dönemlerde
İntibahNamık Kemal · Mutena Yayınları · 201749,1bin okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
Içimizdeki şeytan hakkında Sabahattin Ali… Hayatı,kitapları,kişiliği hakkında söyleyecek konuşacak çok şey var ileride bir yazımı Sabahattin Ali hakkında yazmayı düşünüyorum ama şu an romanlarını değerlendirerek başlamak istiyorum. Içimizdeki şeytan çok önemli bir şeye parmak basıyor. Insanın zayıf yönleri, iradesizliği ve bunların sonunda belki de ömür boyu pişman olacağı şeyler yapması.. Muhtemelen hepimiz bu tür olayları duymuş, görmüş veya yaşamışızdır. Peki bunun sebeplerini, o an içsel denetleyicilerimizi neden kullanamadığımızı belki de en sevdiğimiz insana ihanet boyutuna varan bu gibi olaylarda iki taraflı düşünmeyi Sabahattin Ali gibi bir yazardan dinlemek nasıl olur? Ben söyleyeyim son derece keyifsiz oluyor. Çünkü bu gibi olaylar çok acıdır ve insan kendine yani kendi ırkına bu zayıflıktan dolayı kızmadan edemiyor. Ve yazar bunu o kadar temiz ve açık bir şekilde önümüze koyuyor ki canımızın sıkılmaması elde değil. Kitap çok abartı ve gerçek dışı bulduğum bir ''ilk görüşte aşk'' hem de çok derin yoğun bir aşkla başlıyor. Daha sonra iletişim konusunda eksiklikleri olan ana karakterimizin aşkıyla ve hayatıyla hesaplaşma serüvenini okuyoruz. Maddi açıdan da sosyal açıdan zorluklar yaşayan ana karakterimiz Ömer kendisini bu zorluklardan kurtaracak veya en azından bu zorluklar içinde tutunabileceği bir mutluluğa yani aşka yelken açıyor. Bu sürelerde çevresine ve kendi hayatına çok eleştirel yaklaşıyor ve çok haklı bulduğum bazı sert eleştirilerini kısaca anlatmak istiyorum burda. İstanbul'un sözümona entellektüel çevrelerinin içinde bulunduğu yapaylığı, iki yüzlülüğü ve aslında pek övünülecek şeyi olmayan bu insanların kibrini sert bir dille eleştiriyor yazarımız. (Bu eleştirileri okurken ben kendimi de sorgulayıp bu eleştirileriden almam gerekeni almaya
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
9/10
·260 syf.··
2019 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2019 03:51
Dava hakkında Bir sistemin insan hayatını nasıl mahvedebildiği ve böylesine büyük çarkların içinde insanın çaresizce ezilişini anlatan karamsarlıkla dolu bir kitap. Her zaman içimde büyük bir korkudur sistem tarafından sindirilmek ve bu korkunun en güzel anlatımı da kafkanın elinden çıkması beni pek şaşırtmadı. Şeffaflığı hiç olmayan bir hukuk sisteminde suçunu dahi öğrenemeyen bir adamın hayatının en güzel yıllarını nasıl zehrettiği ve sevdiği hayatından nasıl yavaş yavaş koptuğunu okudukça öfke duydum. Öfkemin sebebi kafkanın hayali hukuk sistemine değildi. Günümüzde hayatlarımıza direkt etki eden ve dilediğimiz,özgürce yönlendirmeye çalıştığımız yaşantımıza adeta darbe vuran birçok aksak sistem. Bürokrasisi yavaş işleyen ve adaletine güven duyulmayan bir ülkede bu korkum bence anlaşılır bir korku. Ana karakterimiz sosyokültürel seviyesi gayet yüksek başarılı bir yönetici. Hakkında açılan bir dava olduğunu öğrendiğinde durumu pek de önemsemiyor ve kitabın başlarında sisteme alaycı yaklaşımı çok hoşuma gidiyordu. Rüşvetçi, alaycı ve düşük seviyeli insanların kendisine dava hakkında bilgi vermesi belki de buna sebep olmuştur. Daha sonraları kendini sistemden daha üst gören ve sistemdeki absürtlükleri rahatça kavrayabilen joseph(ana karakter) bunları ulaşabildiği insanların açıkça yüzüne vuruyordu. Kendine olan o güveni gerçekten görülmeye değer. Ama şöyle bir hataya kaplıyor ki kendisini çok farklı görüyor ve bu sistemdeki yanlışlıkları fark ettiği ve yüzlerine vurduğu için kahramanlık yanılgısına kaplıyor. Bu yanılgı hakkında uzun uzun düşünmüştüm kitabı okurken. Aslında bizler de hayatlarımızda bu yanılgıya epeyce düşüyoruz. Siyasetten ekonomiye sosyal yaşamdan ikili diyaloglara kadar birçok konu hakkında bize yanlış gelen şeyleri mutlak yanlışlar olarak ele
DavaFranz Kafka · Bilgi Yayınevi · 201663,8bin okunma
Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2019 10:12
Masumiyet müzesi hakkında: Hayatımın en güzel günüymüş bilmiyordum. Şu ana kadar duyduğum en iddialı ve en heyecan yaratan giriş cümlesiydi. Kitapla ilgili olumlu ve olumsuz çok eleştirim var ama önceden şunları söylemeliyim. Yazarımız bu kitapla birlikte ülkemize Nobel ödülünü kazandırmış ve bütün dünyada edebiyatımızın konuşulmasını sağlamıştır. Kim ne derse desin tartışmaların ötesinde Orhan Pamuk ülkemizin çok büyük bir değerlidir ve saygı duyulması gerekir. Bu naçizane başyapıtı 6 yılda yazmıştır ve hikayesini somutlaştırıp bize daha derin yaşatarak kitabıyla ilgili 2012'de gerçekten müze açmıştır. Bunu kitabı bitiren herkesin ziyaret etmesini şiddetle öneririm. Kitabın arkasında da yazan washington post'un değerlendirmesi aslında kitabı tek cümleyle en iyi şekilde anlatmış. ''pamuk bu kitapta aşkı elle tutulur bir şey olarak önümüze koyuyor. '' gerçekten de buna katılmamak mümkün değil. Ana karakterimiz Kemal bey'in önündeki ''güzel'' geleceği nasıl kaybettiğini ve onca acıya ıstıraba geçen yıllara rağmen bu yasak aşkına nasıl bağlı kaldığını okudukça aşkın derinliğini ve gerçekliğini yaşadım. Okuduğum benzer kitapların çoğunda olduğu gibi basit bir başlangıcı olan bir aşk hikayesi aslında (açıkçası basit başlangıçları her zaman daha inandırıcı bulurum. Daha başlarken inanılmaz olaylar yaşanan hikayeler bana yaşamla özdeşleşmeyen hikaye izlenimi verir. tabi bu bir genelleme) . Bu basit başlangıç aslında rahatsızlık duyulacak bir aldatma serüveni gibi görünüyor ve Kemal bey'e kızarak başlıyorum kitaba fakat daha sonrasında bu aşkın masumluğuna,ciddiyetine ve derinliğine hayran kalıyorum. Kitabın en ustaca yanı geçmişini anlatan bir adamın geriye dönüp baktığında olayı yaşarken fark edemediğini söylediği şeyleri aradan geçen onca zamandan sonra kendini çok iyi
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma