Merhaba ben Marsu.
Kefaret, geçen hafta zevkine güvendiğim birinin önermesiyle hiç düşünmeden aldığım ve keşke daha önceden okusaydım dediğim bir kitap oldu benim için.
Kitabımız Tallis ailesinin kızı ve hizmetlinin oğlu arasında gelişen olayları yanlış yorumlayıp ortalığı karıştıran Briony’nin yaptığı şeyin ne kadar büyük sonuçlar doğurduğunu, insanların hayatlarını nasıl değiştirdiğini anlatıyor.
Yazarın kalemine sağlık. Çok güzel yazılmış her şeyi ayarında olan bir kitaptı. Kitabın ilk kısmı kitabı anlmaya çalışmakla geçti. İkinci kısım ise beni yerden yere vurdu. Savaşın insanlara ne yaptığını görmek beni hep sarsmıştır. Savaş döneminde geçen kitaplar okumak beni yoruyor, biraz da gerçek dünyanın gerçekleriyle yüzleşmeye zorluyor. O yüzden ikinci kısım benim için daha ağır ve sarsıcıydı. Briony’nin yaptığı şeyin karakterler için sonuçlarını okumak da tuzu biberi oldu diyebilirim.
Aklımdan sürekli o gün yaşanmasaydı Robbie’nin nasıl bir hayatı olacağı geçti. Önü açık, zeki ve çalışmayı okumayı seven bir gencin hayallerini gerçekleştirememesi burktu beni biraz da. Belki tıp okuyacak çok başarılı bir hekim olacaktı ama tek bir günde her şey 180 derece değişti.
Kitabın sonunu kafamda tam oturtamamıştım. İnanmak istememiştim ama kitabın peşine filmini de izleyince kabullendim. Sonu benim için güzeldi. Aksi olsaydı bu kadar etkilenir miydim emin değilim.
Kısaca söylemem gerekirse ben Kefaret’i çok sevdim. Tavsiye ederim.