Andy Lasso

Andy Lasso
@MartianW
Tüm dünyada, bütün evrende hiçbir yaratık kendini övmez, insanın dışında, bu adil değil. O yüzden içimdekileri buraya kusuyorum. Yarı zamanlı dert çözer.
Growth Analyst
71 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
"Ağlamak, yüreğin acısını dışarıya taşımaktır; gözyaşlarıyla birlikte hafifler, içsel karanlığa meydan okur. Depresyonun derin sularında kaybolmak yerine, sevgiyle dokunan bir yolda yürümek mümkündür. Çünkü doğan güneş, kalbin yarasını saran, içsel derinlikleri iyileştiren bir mucizedir."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayallerini süsleyen bir gelecek inşa etmek için dur durak bilmeden çalışıyordu. Kendine özgü bir tutkuyla yanıp tutuşuyor, azimle hedeflerine doğru ilerliyordu. Engellerle karşılaştığında yılmadan yoluna devam eden bu adam, hayatın sınırlarını zorlamak için her fırsatı değerlendiriyordu. Kadife sesli bir hayalperestti o, kalbine gömdüğü umutlarla her gün yeniden doğuyordu.
İnsan
Bir kadın vardı, içinde biriken gözyaşlarını tutmak için mücadele ediyordu. Gündüzleri gülümsüyor, geceleri yalnızca karanlıkta dökülen gözyaşlarına teslim oluyordu. İçinde biriken acı, göğsünü sıkıştırıyor, onu adeta boğuyordu. Bir gün, yağmurlu bir akşamda pencerenin önünde otururken, damlaların camlara vurduğunu gördü. Her bir damla, kendi hikayesini anlatıyordu. Kadının içindeki sancıyı dile getiriyordu. Gözyaşlarının dağınıklığını hissediyordu. Kadın, bir an için kendini kaybetti. Gözyaşlarına izin verdi. Yavaşça, damla damla, gözlerinden süzülen yaşlar yanağına düşüyordu. Gözyaşları, sessizce yerlere düşerken, kadının içindeki acıyı serbest bırakıyordu. O an, ağlamak istemenin hafifletici bir güce sahip olduğunu fark etti. Gözyaşları yüzünden süzülüp toprağa karışırken, kadın yavaşça rahatladı. Acının yoğunluğu hafiflemişti. Gözyaşları, içinde biriken tüm duyguları temizlemişti. O an, ağlamak istemenin bir güç olduğunu anladı. İçindeki tüm kederi ve hüznü, gözyaşlarıyla birlikte dışarıya bıraktı. Yağmur dindiğinde, kadın pencereden dışarıya baktı. Gökyüzü temizlenmiş, bulutlar dağılmıştı. Yeni bir umut doğmuştu içinde. Artık gözyaşlarıyla beraber, acılarını da atabilirdi. Ağlamak isteme isteği, onu hafifletmiş, iyileştirmişti. Kadın, içindeki duyguları kabullenmeyi ve ağlamak istemenin doğal bir tepki olduğunu öğrenmişti. Bundan sonra, gözyaşlarına direnmeden, duygularını serbest bırakacak ve kendini iyileştirecekti. Çünkü ağlamak, onun için gücünü geri kazanmanın bir yolu olmuştu.
Edebiyat
Bir adam vardı, gözlerini hiç kapatmazdı. Geceleri yıldızları izleyerek huzur bulurdu, onların ışığıyla beslenirdi. Ancak zamanla yıldızlar solmaya başladı, birer birer kayboldu gökyüzünden. Geriye karanlık bir boşluk kaldı. Adam yalnızdı, hayatı boyunca birçok insanla tanışmış olsa da, onları kaybetmek alışkanlık haline gelmişti. Kalabalık bir odada bile yalnız hissederdi kendini. İnsanlar ona yaklaşsa da, içindeki karanlık onları itip uzaklaştırırdı. Bir gün adam, kendi yansımasını gördü aynada. Gözleri artık yıldızların ışığına benzemiyordu, içlerindeki parlaklık kaybolmuştu. Her geçen gün daha da soluyordu, yaşama sevincini yitiriyordu. Hayata tutunmaya çalışsa da, çaresizliğin ağırlığı altında eziliyordu. Yürüyüşleri ona huzur verirdi. Bir sabah erkenden yola çıktı. Şehrin sessiz sokaklarında yürürken, bir köşede kırık bir ayna gördü. Merakla yaklaştı ve yüzünü aynada gördü. O an, kendi kırılmışlığını fark etti. Yansıması da onun gibi paramparçaydı. Adam, içindeki karanlıkla yüzleşti. Kendini tamir etmek istedi, ama nasıl yapacağını bilmiyordu. Her adımı daha da hüzne götürüyordu onu. Ruhu kırık bir şekilde yürümeye devam etti. Kimsenin fark etmediği acıları içinde taşıyordu. Gökyüzü artık tamamen karanlığa bürünmüştü. Yıldızlar geri dönmemişti. Adam, umutsuzca geceye bakarken, içindeki son umut kıvılcımlarını kaybetmeye başladığını hissetti. Hayatın anlamsız olduğunu düşündü, varoluşun acı verici bir hikaye olduğunu. Ve böylece, depresyonun karanlık çemberine hapsoldu. İçindeki umutsuzluk, onu adım adım tüketmeye başladı. Her gün biraz daha kayboldu, biraz daha yitip gitti. Artık gözlerini kapatma lüksüne bile sahip değildi. Zamanla, yıldızların yerini tutan hiçbir şey kalmadı. Adam, hayatının sonunda kendi acılarıyla boğuldu. Ruhu, depresyonun karanlık
Edebiyat
Eskisi gibi okuyamıyorum. Okuduğumdan zevk alamıyorum.