Eğer ki hala bu eseri okumadıysanız geç kalmış sayılmazsınız. Yaslanın arkanıza başlıyoruz. George Orwell’ın 1984’ü sahalara çıktıktan sonra anti-ütopya edebiyatında akla gelen ilk romanlardan birisi Cesur Yeni Dünya romanıdır. Londra’da geçen öykü, mevcut bilinen sisteme alternatif sunmak yerine mevcut sisteme eleştirel yaklaşmıştır.
Cesur Yeni Dünya ‘F.S. 632’de istikrar yılında’ yaşanır. Peki F.S nedir? Burada miladın Ford olarak alınmasının nedeni dünyaya büyük bir iz bırakan üretim bandının yaratıcısının Henry Ford olmasıdır. Yaratılan dünyada sürekli karşılacağınız, ‘Fordumuz’, ‘Ford aşkına’ sözlerinin kullanılmasından Ford’u tanrı gibi görmek mümkündür. Çünkü İngilizcedeki ‘Our Lord’a gönderme niteliğindedir bu da tanrısallığı pekiştirmektedir. Kitaptaki devletimizin adı Dünya Devleti’dir ve bu devlet, standartlaştırılmış iki milyar nüfuslu, yurttaşların sadece on bin soyadını taşıdığı, hiçbir kaynağın sınırlı olmadığı ve herkesin mutlu olduğu bir yerdir. Ne de olsa “herkes, herkes içindir.” değil mi?
Londra merkezde kurulan Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde insanlar daha dünyaya gelmeden hayatlarındaki amaçlar kabul ettirilmiş olarak doğarlar. Genetik ve sosyal olarak hiçbir özellik şansa bırakılmaz ki sonrada sorgulama gibi durumlar oluşmasın. Herkes ait olduğu kastın genetik özelliklerini taşımakla kalmaz, o kastın toplumsal normlarının ve görevlerini de severek ve isteyerek doğar, büyür ve ölür.
İşlem temelde şu şekilde işler; insan yumurtaları bilim adamları tarafından döllenerek bir takım işlemden geçirilir. Döllenmiş yumurtalar gelişmiş mikroskoplar altında gerekli incelemeden geçirildikten sonra 5 gruba ayrılırlar bunlar; “Alfalar”, “Betalar”, “Gamalar”, “Deltalar” ve “Epsilonlar” dır. Yumurtalardan doğanların zeki, ahmak ya da normal olmaları