Pecuchet sağanağa yakalanınca kulübeye sığınmıştı. Bouvard mutfaktaydı. Tahta parçalarının, dalların, arduvazların önlerinden döne döne sürüklenip gittiğini görüyorlardı; on fersah ötede, kıyıda denizi gözleyen denizci eşlerinin gözleri onlarınki kadar sevecen, yürekleri onlarınki kadar daralmış değildi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Brokoliler, patlıcanlar, turplar ve bir ağaç kovada yetiştirmek istediği tereler olmadı. Buzlar çözüldükten sonra enginarların işi bitmişti. Lahanalar onu avuttu. Hele bir tanesi bayağı umutlandırdı. Gelişiyor, boy atıyordu, sonunda kocaman ve hiç mi hiç yenilmez oldu. Olsun, Pecuchet dev bir bitki yetiştirdiği için mutluydu.
Bir pazen takım giymişti, dik bir bedeni, pirzola gibi favorileri vardı, hem yüksek bir devlet görevlisine, hem bir züppeye benziyordu. Yüz çizgileri konuştuğu zaman bile kımıldamıyordu.
Sarsıntılarda, bütün yüklerin arkadan yalpaladığını hissediyor, öğütler yağdırıyordu. Öğütlerin hiçbir işe yaramadığını görünce taktik değiştirdi; sevimli davrandı, incelik gösterdi; çetin yokuşlarda, adamlarla birlikte tekerlekleri itti; yemeklerden sonra onlara konyaklı kahve ısmarlamaya dek götürdü işi.