Hani insan bazı şeyleri önceden hisseder ya, ben artık hissetmek istemiyorum. Veya bazen bir veda çok tanıdık gelir. O tanıdıklıktan nefret ediyorum. Hani demiştik ya, hissizlikte bir histir aslında diye. Ben o hissizliği hissetmek istemiyorum. Çünkü artık canım yanıyor. Ben bu acıya alışmaktan korkarken o acının kendisi oldum. Beni kendimden nefret ettirdiler, ben bunu istemiyorum. Ben acı olmak değil, geçmişimi gururlandırmak istiyorum. Çünkü benim canım artık sadece yanıyor. O yanık izleri geçmiyor, biliyorum. Zamanla insanlar göremeyebiliyor ama ben o izlerin yerini ezbere biliyorum. Yanıklar geçmez, yanıklar emare bırakır. Ben artık yanıklardan ibaret olmak istemiyorum.