Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulayan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Ölen kişi, düşüncelerinin ölmesiyle ölmüyor. Ölüm, kişinin iç dünyasındaki bir olgudur (sadece bir düşünce olsa bile, dokunulmamışlığını korur), herhangi bir olgu gibi doğal bir olgudur, ne sevindirici, ne de acıklı.
Bütün erdemler kişisel, bütün kötülükler toplumsaldır; toplumsal erdem olarak görülen şeyler, örneğin aşk, bencil olmayış, özveri, "şaşılacak ölçüde" gücünü yitirmiş toplumsal kötülüklerdir sadece.