Bu Clive Barker'den okuduğum ilk roman. Güzel bir konusu vardı, kısa bir roman olmasına rağmen, (zaten kısa olduğu için) olay örgüsü baya iyiydi.
Her şey Frank'in Lemarchand'ın kutusunu açmasıyla başlıyor. Cenobit denen yaratıkların insan ruhlarına ve bedenlerine acı çektirmesi...
Kült korku sevenlerin, bu kitabı severek okuyacağını düşünüyorum.
Kitapla kalın ve Sağlıcakla...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir yeraltı klasiği olan Dövüş Kulübü Chuck palahniuk'un en çok bilinen romanı.
Romanda herşey anlatıcının uykusuzluğuyla başlıyor, sıradan hayatının sıkıcılığı ve tüketimin susmayan arsız çağrısı. Anlatıcı uykusuzluk için doktora gidiyor ve doktor bunun için anlatıcıyı kanser dayanışma gruplarına gitmesini öneriyor. Kanser dayanışma gruplarında marlayla tanışıyor. Zaten sonra hayatına Tyler Durden giriyor yarı kurtarıcı ve anarşist.
Amaç medeniyeti altüst etmek ve daha iyi bir dünya kurmak.
Roman kapitalizme, tüketim toplumuna,insanların monoton hayatlarına ve yaşamın anlamsızlığına(ya da anlamına mı demeliydim) kadar değiniyor. Özellikle tüketim tüketim tüketim ve ihtiyacımız olmayan şeylerin bizi tüketmesi. Bu kitap ve film açısından çeşitli incelenmeler yapılabilir.
Filmi kitap mı daha diye soracak olursanız, ben film derim.
Kitabıda çok iyiydi ama kitaptaki anlatımı biraz karışık. Altını çizecek çok kelime vardı.
Bu romanı üç defa okudum ve her okuduğumda farklı şeyler öğrendiğimi söyleyebilirim. Aynısı film içinde geçerli.
Kitapla kalın ve Sağlıcakla.
Binlerce yıldır insanoğlu bu gezegendeki her şeyin içine etmiş, her şeyi boka çevirmişti ve şimdi tarih benden herkesin pisliğini temizlememi bekliyordu. Boş konserve kutularını çalkalamalı ve yassıtmalıydım. Kullandığım her benzin damlasının hesabını vermeliydim.