Bu nasıl bir roman anlamadım. Kitabın arka kapak yazısında, "DEHŞETİN SOĞUK PARMAKLARINA DOKUNMAKTAN ÇEKİNMİYORSANIZ, STEPHEN KİNG SİZİ BU KİTABI OKUMAYA ÇAĞIRIYOR." diye yazılmış. Kitap ilk başta Rosie'nin evden kaçmasını anlatıyor, olaylar buraya kadar güzel gidiyor. Ama kitabın sonlarına yaklaştıkca kitap benim beklentimin çok ama çok altında kaldı. Yazar olayları uzatmışta uzatmış, ben okurken baya yoruldum. Hatta romanı bitiremedim, devam etmek istedim... ama olmadı.
"Romanı bitirmeden nasıl böyle karar verebiliyorsun" diye düşünenler olabilir. Karara varmamın sebebi, çünkü hikayenin sonlarına yaklaştıkça, ne gizem kaldı ne de gerilim. Hele özellikle o piknikçiler bölümünde, her şey ele yüze bulaştı. Ben hikayede Rosie'nin sürekli Norman'dan kaçağını düşünüyordum ve Norman'ın Rosie ile kedi-fare gibi oynayacağını. Yani anlayacağınız Rosie'nin tehlikeli bir dönme dolaba binmiş gibi olacağını. Ama kitabı okuyunca olaylar böyle gelişmiyor, evet yazarın verdiği mesajlar güzel. Birde beni yoran olayların gereksiz uzatılması ve detaylandırılmasıydı.
Böyle bir roman yazabilseydim, Rosie'nin evden kaçmasını ve bir iş arayıp bulmasını sağlardım. Sonra iş veren bir beyefendi Rosie'yi yaşlı bir kadına bakması için, kırsal bir alanda ıssız bir konağa göndermesini konu edinirdim. Ve Norman'ında ne yapıp ne edip o konağı bulmasını, sonrada o konağa gitmesini olay örgüsüne katardım.Tabii Norman yaşlı kadını konağın dışında ortadan kaldıracak. İşte burda Norman bir şekilde konağa girmeye çalışacak ve tabii Rosie buna izin vermeyecek. Bu arada Norman'da rosie'nin yardım çağırmaması için tüm elektrik ve iletişim hattını kesecek.
Düşünsenize o ıssız konakta Rosie ile Norman arasında kedi-fare misali bir saklambaç oyunu olacak.
İşte o zaman DEHŞETİN SOĞUK PARMAKLARI BİZE
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fakat her şey parmaklarının arasından kayıp gidiyordu; kazandığı şeyleri koşullar sebebiyle mi yoksa sırf umursamazlığı yüzünden mi yitirdiğini merak eder olmuştu zamanla.