Henüz bitirmedim ama bitmesine çok az kaldı. Kitabı ve Ataullah el İskenderi'yi çok sevdim. Üslubunu, konuya hakim oluşunu, hatta öyle bir üslupki verdiği örnekler bugüne ne kadar da benzer, insanoğlu hiç mi değişmez? Nefsimiz bize hep aynı oyunu oynuyor ve bizde hep aynı yerden yakalanıyoruz. Çok yemek, çok uyumak ve çok konuşmak. Bu dönemi ne olursa olsun tüm insanlarda mevcut. Kendini Yaradan için adayan nefsini bu yolda terbiye edenler müstesna. Kitap tüm eksiklerimi yüzüme tokat gibi vurdu, bir an "Sen napıyorsun? Bu dünyaya niye geldin ama nasıl yaşıyorsun? Kendine gel! Kul ol" demekte buldum kendimi. Rabbim bizlere merhamet etsin, bizler O'na layıkıyla kul olamadık rabbim ölü kalplerimize hidayet nasip etsin. KİTABI MUHAKKAK OKUYUN! Bende çok etki bıraktı. Kitap bitse bile ara ara açıp sayfaları karıştırıp tekrardan yararlanmalık bi kitap. Yazandan Allah razı olsun, selametle..
Maalesef sen tıka basa yiyor, şişmanlığından gurur duyuyor ve bu halinle de kurban için beslenip semirtilen koçu andırıyorsun.!
Kendi kendini kurban ettiğinin farkında değil misin?
Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.
Ecrâm ü felek, Levh u Kalem, mest-i nigâhın,
Dîdârına âşık Ulu Yezdân’dır Efendim.
Mahşerde nebîler bile senden medet ister,
Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.
Kıtmîrinim ey Şâh-ı Rusül, koğma kapından,
Asilere lütfun, yüce fermândır Efendim.
Ta Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlâkın, Kur’an’dır Efendim.
Aşkınla buhurdan gibi tütmekde bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim…
Doğ kalbime bir lâhzacık ey Nur-i dilârâ,
Nûrun ki; gönül derdime dermandır Efendim…
Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın,
Feryâdı bütün âteş-i sûzandır Efendim…
Ali Ulvi KURUCU
Peygamberimiz (S.a.v) su içtiğinde şöyle derdi:
Bunu tatlı yapan,
rahmetiyle susuzluğumuzu gideren,
günahlarımız yüzünden tuzlu ve acı yapmayan Allah'a hamd olsun!