Clementine Mathieu

Clementine Mathieu
Vien dietro a me, e lascia dir le genti...
Eski Bir Psikolog Artığı - Kendine Çiftçi
Ankara Üniversitesi - ADPU ( PDR )
Hatay
77 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Kuşlu Gazel
Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Eski rüzgar bozuk bozuk, örselendi yüreğim Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım ..
Sayfa 280
Reklam
10/10
·444 syf.·
2017 9. kitabı
Akrabayız biz , acılarımız akraba bizim , aynı acılara tabii aynı yoklukların açıyız , Metin abiyi (abi diyorum çünkü harflerimiz samimidir kalemin ucuyla diil gövdesiyle yazanlarız biz , ben yamağı dahi olamam ama izine bastığım doğrudur ), Sıradan bir okul sabahı Din Kültürü öğretmenimin avuclarında tanıdım Metin abiyi o gün bu gün akrabayız ve selamlaşırız cümlelerde , ne hazindir ki tanıdığım kendi sonunu tahmin eden tanıdığım tek adamdır .. Bir acıya kiracı , Sevgi açlığının verdiği binlerce acıdan oluşmuş cümleler bütünü , Her şiirin de , 'kalbinizden sizin adınıza bir cümle kurmuş' hissine kapılıcağınız bir bütün , Acı nın bir dili varsa , hasretin , sevda adına varolan nerdeyse tüm cümlelerin , o dile belki ben bir isim koyamam ama o isimsiz dilin anlatımı bu kitaptadır , Onlarca cümle kurabilirim kitap hakkında ama okuyacak olan insanların cümlelerine engel olmak istemem , kurduğum cümleler birazda benim penceremeden bakmanızı sağlar oysa ben kendi pencerenizden de irdeleyin isterim kitabı Yolu sevda dan geçmiş ,Acıyı hatm etmiş insanların uğrak yeridir bu kitap , Anlayana ... Dipnot : 2 Temmuz 1993 Madımak Ateş ateşliğinden utandı, insan insanlığından utanmadı o gün . Unutmadım , Unutmayacağım ,
Bir Acıya KiracıMetin Altıok · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20223,334 okunma
Günaha meyilli bir hayat yaşadım, çünkü günahı hor ve küçük gördüm. Sevap için didinmeyi de bir şeyleri yapıp yapıp dizmeyi de sanki biraz küçük gördüm. Bir dağ başındakini ziyaretimle ve başını okşamamla memnun etmeyi ya da bana bir benzerinin yapılmasını iki insan alışverişine ve dünya soluklanmasına yakıştıramadım. Sonra duyulan göğüs genişlemelerini çok suni teneffüs gördüm. Ertesi gün gene tıkandım. Hani Âdem cennette meyveyi yemeden çıplak olduğunu bilmeden buna sebep utanmadan dolaşıyormuş ama meyveyi yiyince Tevrat’ın yalancısıyım gözü açılmış, bilmeye ve utanmaya başlamış ya burada da bilmek azcık da olsa çıplaklığını görmeye ve bir türlü kapanamamaya, utanmaya ama bir türlü şeref bulamamaya komşu oluyor. Günaha meyilli yaşadım, bu benim başımı ve belimi eğdi, sözümü ve sesimi kıstı. Kendi günahımla sanki terbiye oldum, onun suyunda piştim, kendiminkinden başka da değil mi ki zaten bulamadım. Günah işlediğini bilerek işlemeyi, daha doğrusu onun içinde, kenarında durmayı dışarıdaki mağrur duruştan daha iyi belledim. Bilememek kötüdür değil mi, bilse yapmaz denir, bilip de korkup da utanıp da yapan nedir peki, yoksa ona ben mi denir?
Sayfa 169 - İletişim Yayınları
Dünyanın umrunda olmadığını anla, anla ki acıya eğilmiyorsa kendi de acı çekmediğindendir. Nasıl ki kurumuş kertenkeleye bile kendisi de kurban edilmeye götürülen İsmail acıdı ancak. Ve o kurumuşa bir damla su ihsan etti kendi pınarlarından. Hiçbir pür neşe eğilip bakmadı bir büzülüp kıvrılmışa, biraz öyle durup sonra karışmak var dünyanın tozuna, külüne toprağına. Acıyan da olmadıysa bir ve bir tanık orada oluşuna işte yok oluş, işte unutuluş, hiç yeşil yaprakların arasında gezinmemiş, hiç güneşlenmemiş gibi. Derin acı bu yüzden zor, İsmail bulmak zor. Ama İsmail bile her şeyi bittikten sonra önünden geçiyor ve bir “Eyvah,” diyor. Kendi bıçağını gördüğü için başkasına eyvah diyor. O eyvah ona bir iz, gökte bir iç çekiş bırakırsa işte o da onun sesi oluyor. Ancak bir çok büyük öbürüne eğilebiliyor, çok büyük herkesin kaçıştığı yerde nerdedir, kimdedir? Artık büyükler küçük görmek istemiyor. “Allah vaadine ters düşmez” vaadi vaat, sahici vaat. Peki. Ama bu sahiciliği bilecek göz kimde? Gözü de veren O. Burada, dünyada yani her şey var ama her şey hayal.
Sayfa 18 - İletişim Yayınları
10/10
·198 syf.·
2017 8. kitabı
Şule Gürbüz'ün içindeki çelişkilerin ne denli tanıdık olduğunu gözlerinizle göreceksiniz, her insandan bir tutam katmış her sorudan biraz mantıklı mantıksız türlü cevapları koymuş ortaya , düşünürken soruları eldeki cevaplar ilk sefer de hep mantıklı gelir ya bunu da irdelemiş içinde , insanın tüm zamanlarına ait olgular var hani doğar büyür ölürüz ya biz öyle .. tabi bazı olguları geniş biçimde irdelemiş üst kalemde mesela zaman karmaşası , okumak, yazmak, inanç, din istismarı vb..hemen hemen tüm noktaların sonunda aklınızda yinede bir soru işareti bırakıyor ve çoğu cümle sonunda ''hadi canım çok günah !'' diyebilirsiniz , Eee bir cesaret istiyor okumak açıkcası , Ne diyeyim okumanız ümidi ile ..
Öyle miymiş?Şule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20162,044 okunma