Bazı insanlar ölmez; sadece ailelerinin hafızasından silinir. Kitabı okurken en çok bunu düşündüm.
Esme’nin hikâyesi bir kadının akıl hastanesine kapatılmasının değil, “uygunsuz” bulunduğu için hayattan çıkarılmasının hikâyesi. Çünkü bazen toplumun delilik dediği şey, yalnızca itaat etmeyen bir kadının varlığıdır. Kitap boyunca beni en çok yaralayan şey Esme’nin yaşadıkları değil, ona bunu yapanların sıradanlığıydı.
Maggie O'Farrell geçmişle bugünü iç içe geçirirken bir aile sırrını yavaş yavaş açıyor. Her sayfada “Bir insan gerçekten nasıl yok edilir?” sorusu büyüyor. Ve cevap oldukça ürkütücü: Birini öldürmeden de hayatından, adından, anılarından mahrum bırakabilirsiniz.
Esme Lennox Nasıl Yok Oldu , kadınların susturulmuş hikâyeleri, ailelerin karanlık sırları ve unutulmanın acısı üzerine kısa ama etkisi uzun süren bir roman. Kitabı bitirdikten sonra Esme için üzülmekten çok, onun gibi kaç kadının gerçekten yaşamış olabileceğini düşündüm. Bu da kitabı benim için kurmacanın ötesine taşıdı.
Bazı kayıplar mezarlıklarda değil, aile albümlerindeki boşluklarda yaşar.