Dilara

@Mavera_0·
·
sabitlendi
5.tez
Kudüs, Ortadoğu'nun kilit taşıdır. Kudüs'ü elinde tutan dünyayı elinde tutar; dünyayı elinde tutan Kudüsü de mutlaka eline geçirir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hanzala'nın yüzü "Hanzala, benim imzam. Nereye gitsem, insanlar bana hep onu soruyor. Ben bu çocuğu Kuveyt'te dünyaya getirdim ve insanlara armağan ettim. Hanzala, insanlara hep kendi olarak kalma sözü vermiş bir çocuk. Ben onu pek de güzel olmayan bir çocuk şeklinde çizdim. Saçları, dikenlerini silah olarak kullanan bir kirpiyi andırıyor. Hanzala iyi beslenmiş, mutlu, rahat veya şımartılmış bir çocuk değil. O, mülteci kampındaki bütün çocuklar gibi yalın ayak. Hanzala, aynı zamanda, beni yanlışlar yapmaktan koruyan bir sembol. Kaba bir çocuk olmasına rağmen, kokusu amber gibi. Elleri ise, bize dışarıdan sürekli dayatılan çözüm önerilerini reddettiğinin bir göster-gesi olarak, arkasında bağlı. Hanzala, 10 yaşında olarak doğdu ve her zaman da 10 yaşında kalacak. Tam da, benim vatanımı terk etmek durumunda kaldığım yaşta. Ne zaman vatanımıza dönebilirsek, Hanzala da o zaman normale dönecek ve büyümeye başlayacak. Tabi-atın kanunları şu anda ona işlemiyor, çünkü o sıra dışı. Ama zaten, ufacık bir çocuğun vatansız kalması da tabiatın kanunlarına aykırı değil mi? Hanzala, çağın hiç ölmeyecek bir tanığı. Dünyaya aniden geldi ve onu hiç terk etmeyecek. Bu karakter, hayatta kalmak için doğdu. Ben de, öldükten sonra bile onun içinde yaşamaya devam edeceğim." Filistinli karikatürist Nâcî el Ali, kendisinin meydana getirdiği "Hanzala" karakterini böyle anlatmıştı. Hepimizin zihnine kazınan, hep arkası dönük ve yalın ayak gördüğümüz, Filistin'le özdeşleşen sevgili kardeşimiz Hanzala'yı...
Sayfa 106
Hanzala'nın yüzünü en yakın zamanda görmek ümidiyle.
O anda sadece çıkan sesten dolayı böyle söylese de, Abdul'âl'in "büyük bir hadise" şeklindeki tanımı, saldırıyı tam olarak tasvir ediyordu. Çünkü, arabasına yerleştirilen bombanın infilak etmesiyle vücudu paramparça olan kişi, Filistin edebiyatının en parlak isimlerinden Gassân Kanafânî idi. Henüz 36 yaşında olan Kanafânî, kaleme aldığı roman, hikâye ve tiyatro eserleriyle, yurtlarından edilmiş Filistinli kuşakları derinden etkilemeyi başarmıştı. Yazıları öylesine tesirliydi ve hızlı yayılıyordu ki, sonradan ona şu unvan yakıştırılacaktı: "Hiç ateş etmemiş komando"
Sayfa 100
"Suzan Mübarek, sokakta yürürken sıkça görebileceğiniz bir görünüme sahip değildi. Ama Necla Mahmûd öyle değil. Annemiz, eşimiz, kız kardeşimiz gibi. Tamamen bizden biri” diyenler de yok değildi. Necla Mahmûd, ortaya çıkıp eşinin yanında yer alsa, "Bizi bu mu temsil edecek?" şeklinde eleştirilecekti. Geride durup ortaya çıkmasa, bu kez de "İşte İslâmcıların kadınları lâyık gördüğü yer: Arka plan ve perdenin gerisi!" diyeceklerdi. Nereden bakılırsa bakılsın, zor ve çelişkili bir durumdu Necla Hanım açısından. Tüm bu eleştiri ve yorum tufanının ortasında, Necla Hanım, içinden geldiği gibi ve doğal davranmayı seçti. Vakarını korudu ve sabrını muhafaza etti. Yüzünden tebessümü eksik ol-madı hiç. Hatta, büyük bir gazetenin fotomuhabiri -biraz da onu sınama maksadıyla- fotoğrafını çekip çekemeyeceğini sorunca, gülümseyerek "Beni genç ve zayıf göstereceksen olur." liyecek kadar da morali yüksekti.
Sayfa 76