Dilara

Medeniyet kadından hayranlık duyulan veya kullanılan bir nesne yaratmış, ancak değer ve saygının hamili olabilecek yegâne şey olan şahsiyeti ondan koparmıştır. Bu duruma giderek daha fazla şahit oluyoruz. Bu durumun en açık şekilde gözler önüne serildiği platform çeşitli güzellik yarışmaları ve mankenlik ve fotomodellik meslekleridir. Burada kadın artık bir şahsiyet hatta neredeyse insan bile değildir. En iyi ihtimalle "güzel bir hayvan"dan biraz daha fazlasıdır.
Sayfa 266
Reklam
Aslında dünya hem gençlere hem yaşlılara aittir. Ancak ahlâki ve dini sorumlulukları kaldıran ve yalnızca rasyonel sebeplere odaklanan medeniyet, dünyayı gittikçe gençlerin ölçü ve zevkine göre biçimlendirmektedir. Yugoslav bir psikiyatı şöyle diyor. "Hedonizm sahnesinde en çok en faal olanlara yani genç ve güçlü kimselere yer vardır." Aslında, cinselliği değerler sıra lamasının zirvesinde gören bir anlayış elbette tüm iltifatlan gençliğe yapacak, yaşlılıkla alay edecektir. Böyle bir zihniyetin, ak düşmüş saça gösterilen saygıyı insanın en büyük ön yargısı ilan etmesi kaçınılmazdır. Dünyanın her yerinde din (ve kültür) bunun tam tersini öğretir. Eğer insan ruhu yoksa, yaşlı dünyadaki en gereksiz varlıktır. Ne din ne medeniyet bu konuda farklı bir tutum içinde olur. Ancak burada söz konusu olan değerler cetvelidir!
Sayfa 262
Tebaa iktidarı, iktidar da tebaayı sever. Onlar beraberdir, bir bütünün parçalarıdır. Otorite olmasa bile tebaa onu icat eder.
Sayfa 249
Sosyalist düşünürler her zaman, birey psikolojisini yani insana içkin bireyselleşme ve özgürleşme temayülünü, toplumsal, kolektif cennet konseptini gerçekleştirmenin önündeki en büyük engel olarak görmüşlerdir. Bu nedenle onlar hep toplumdan, üretim ve dağıtımdan, halk kitlelerinden ve sınıftan bahseder, insanın bir şahsiyet olarak problemlerini konuşmaktan kaçınırlar. Kişilik haklarının karşısına "halkın haklarını", insan haklarının karşısına sosyal hakları koyarlar.
Sayfa 248
Kültürün tarihi yoktur
Picasso daha konuşmayı bilmezken iki yaşında resim yapmıştır. Ovid diğer çocukların konuşmayı yeni öğrendiği yaşta heksametron vezni ile konuşmaya başlamıştır. Mozart altı yaşında konserler vermiştir. Sanat bilgi değil "idrak"tır. Fakat bu idrak, akıl ve eğitim yoluyla değil, kalple, sevgiyle, ruh saflığıyla gerçekleşir. "Pek çok köylü işini bitirince bir parça odun alır ve heykel yapmaya başlar. Bunun için 10 yıl konservatuar okumasına gerek yoktur. Söylemek istediğim şey, sanat herkese açıktır, özel bir yeteneğe ya da eğitime gerek yoktur. Herkes sanatçıdır" (Jean Dubuf-fet, Fransız ressam). Bu, Tolstoy'u ve Yasnaya Polyana okulunu akla getirmektedir. Tolstoy burada yalnızca çocuklarla en derin dinî ve ahlâki hakikatleri tartışmıştır. Sanatı, dinî ve ahlâkı idrak zihinsel ve mantıksal değil, içseldir. Burada aklın karşısında akıl yoktur, ancak kalp ve ruh onun gibi başka bir kalp ve ruhla karşı karşıyadır. Sözü edilen gerçekler, insan kültürünün "gelişmesi" ile ilgili alışılagelmiş düşünce kalıplarımızı yıkmaktadır. Kültürün tarihi yoktur, insan ise dünya gelişiminin sabitesidir.
Sayfa 234
Reklam