Dilara

Ama bu tabletleri insanlar okusun istiyorum. Tanrılara karşı gelsinler, diye değil. Kimsenin benim gibi acı çekmesini istemem ama insanların tanrıları, kralları, kendilerini tanımalarını isterim. Bu yüzden tabletleri yazıyorum. Belki böylece yazgılarıyla daha kolay başa çıkarlar. Belki böylece tanrılar, krallar, onları istedikleri gibi güdemezler. Belki böylece iki ırmak arasındaki bu verimli toprakları kardeşlerinin kanıyla sulamak yerine sevgiyle eker biçerler. Belki akıllanır, ömürlerini bir düğüne dönüştürerek, mutluluk içinde yaşarlar. Belki gelecek kuşaklara acıyı değil sevinci, gözyaşını değil gülümsemeyi, kini değil sevgiyi, ölümü değil, yaşamı kalıt bırakırlar. Belki...
Sayfa 420
Reklam
Namaz, İslami dünya anlayışının olduğu kadar, İslam'ın bu dünyayı nasıl düzenlemek istediğinin de ifadesidir. Namaz iki şeyi ilan eder: (1) insanın bir değil, iki ezeli temayülü vardır ve (2) bu temayüller mantıksal olarak ayrı olsa da insan hayatında birleştirilebilir; ne temizlik olmadan ibadet ne de fiziksel ve toplumsal çaba olmadan manevi gayret vardır. Namaz, İslam'ın "iki kutuplu birliği" olarak adlandırdığımız şeyin en mükemmel ifadesidir. Namaz, sadeliği ile bu ilişkiyi soyutlaştırmakta, bir formül, neredeyse bir sembol olmaktadır.
Sayfa 293
Medeniyet bilhassa anneliği aşağılamıştır. Hiç tereddüt etmeden, satıcı, manken, eğitici (diğer çocukların), sekreter, temizlikçi gibi meslekleri annelik vazifesine tercih etmiştir. Medeniyet anneliği kölelik ilan etmiş ve kadına bundan kurtuluş vadetmiştir. Medeniyet, kaç kadını aileden ve çocuktan ayırarak (ona göre "özgürleştirerek") bir memur ya da işçi yaptığı ile ilgili bilgileri büyük bir gururla ilan etmektedir. Bunun tam tersi bütün kültür ezelden beri anneyi yüceltmiştir. Anneyi bir sembol, bir sır, kutsal bir varlık olarak addetmiştir. En güzel mısralarını, en dokunaklı tonlarını, en hoş tablo ve heykellerini ona adamıştır. Medeniyet dünyasında annenin sürgünü devam ederken, Piccaso büyüleyici tablosu Annelik'i resmediyor, bu muazzam methiyesiyle "anne"nin kültür için hâlâ var olduğunu ilan ediyor. Kreşlerle birlikte huzur evleri de gelmektedir. İkisi de aynı düzenin bir parçasıdır ve aynı çözümün iki ayrı aşamasını temsil etmektedir. Kreşler ve huzur evleri suni doğumu ve suni ölümü çağrıştırmaktadır. İkisinin özelliği de konforun ön planda olması, sevgi ve sıaklığın bertaraf edilmesidir. İkisi de aileye muhalif konumda yer almakta ve insan hayatında kadın rolünün değişmesinin bir sonucu olarak karşımızda durmaktadır. İkisinin de ortak öncülü anne-babalık ilişkisini adım adım bertaraf etmektir: çocuklar kreşte anne-babasızdır, huzurevlerinde anne-babalar evlatsızdır. İkisi de medeniyetin "harikulade" ürünleridir ve her ütopyanın idealidir. Aile anne ile birlikte dinî dünya görüşüne aittir, kreş ise memurları ile birlikte "öteki" anlayışın bir parçasıdır.
Medeniyet kadından hayranlık duyulan veya kullanılan bir nesne yaratmış, ancak değer ve saygının hamili olabilecek yegâne şey olan şahsiyeti ondan koparmıştır. Bu duruma giderek daha fazla şahit oluyoruz. Bu durumun en açık şekilde gözler önüne serildiği platform çeşitli güzellik yarışmaları ve mankenlik ve fotomodellik meslekleridir. Burada kadın artık bir şahsiyet hatta neredeyse insan bile değildir. En iyi ihtimalle "güzel bir hayvan"dan biraz daha fazlasıdır.
Sayfa 266
Aslında dünya hem gençlere hem yaşlılara aittir. Ancak ahlâki ve dini sorumlulukları kaldıran ve yalnızca rasyonel sebeplere odaklanan medeniyet, dünyayı gittikçe gençlerin ölçü ve zevkine göre biçimlendirmektedir. Yugoslav bir psikiyatı şöyle diyor. "Hedonizm sahnesinde en çok en faal olanlara yani genç ve güçlü kimselere yer vardır." Aslında, cinselliği değerler sıra lamasının zirvesinde gören bir anlayış elbette tüm iltifatlan gençliğe yapacak, yaşlılıkla alay edecektir. Böyle bir zihniyetin, ak düşmüş saça gösterilen saygıyı insanın en büyük ön yargısı ilan etmesi kaçınılmazdır. Dünyanın her yerinde din (ve kültür) bunun tam tersini öğretir. Eğer insan ruhu yoksa, yaşlı dünyadaki en gereksiz varlıktır. Ne din ne medeniyet bu konuda farklı bir tutum içinde olur. Ancak burada söz konusu olan değerler cetvelidir!
Sayfa 262
Reklam