Dilara

Bilim mükemmel değildir. Sadece bir araçtır. Ancak açık ara farkla elimizdeki en iyi araçtır, kendi kendini düzeltir, süreklidir ve her şeye uygulanabilir. İki kuralı vardır. İlki, kutsal doğrular yoktur, tüm varsayımlar eleştirel bir şekilde incelenmelidir; otoriteden kaynaklanan savlar değersizdir. İkincisi, gerçeklerle uyuşmayan ne olursa olsun atılmalı veya gözden geçirilmelidir." Carl Sagan (1980)
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Korsakov sendromlu hastalarda, bunamış kimselerde veya benzer facialar yaşayan insanlarda, organik hasar ve Humevari çözülme ne kadar büyük olursa olsun, sanatla, dini bir ayinle veya insan ruhunu okşayan başka yollarla bütünlüğü yeniden oluşturma imkânı her zaman vardır. Bu imkan, ilk başta umutsuz bir nörolojik yıkım hali olarak görünen şeyin içinde varlığını sürdürebilir.
Sayfa 61
Bana gelince, karmakarışık duygulara gark olmuştum; hayatının böyle bir arafta yitip gittiğini ve dağıldığını görmek hem hazin hem absürt, hem de kafa karıştırıcıydı. Notlarıma şu satırları yazmışım: "Etrafı bir unutma hendeği veya uçurumuyla çevrilmiş, tek bir varoluş anına hapsolmuş biri gibi... Geçmişi ve geleceği olmayan, sürekli değişen anlamsız bir āna sıkışmış bir adam."
Sayfa 51
Patografi
Dar anlamda bir vaka tarihçesinde "özne" yoktur, modern vaka tarihçeleri özneden üstünkörü ifadelerle ("21 yaşındaki trizomik albino, kadın" gibi ifadelerle) bahseder. Böyle ifadeler insanı tarif ettiği gibi pekala bir fareyi de tarif edebilir. İnsan öznesini, hastalığa yakalanmış, acı çeken, savaşan insan öznesini merkeze koymak için, vaka tarihçesini derinleştirerek bir anlatıya veya hikâyeye dönüştürmeliyiz. Ancak o zaman, "ne" olduğunun yanı sıra "kim" olduğunu, fiziksel olanla hastalıkla birlikte hastayı, gerçek insanı buluruz.
Sayfa 16
Ön Söz
Gerek işim, gerekse hayatım hep hastalarla dolu geçiyor, ama hastalar ve hastalıklar belki onlarsız sahip olamayabileceğim düşüncelere sevk ediyorlar beni. Öyle ki bu konuda Nietzsche'nin sorduğu soruyu ben de sorma gereği duyuyorum: "Hastalığa gelince: Acaba onsuz yaşayabilir miydik diye sormadan edemiyor muyuz?" Bu sorunun yol açtığı başka soruları hayatın temel soruları olarak görüyorum. Hastalarım beni sürekli soru sormaya yönlendiriyor; buna mukabil sorularım da beni hastalarıma yönlendiriyor. Birinden ötekine bu sürgit salınımıma, birazdan okuyacağınız hikâyelerimde ve çalışmalarımda tanık olacaksınız.
Sayfa 15 - YKY