Dilara

1960'ların başında yapılan Milgram Deneyi'nin bize gösterdiklerinden biri, insanların sorgulamadan, sadece ve sadece buyruklara boyun eğerek de suç işleyebildikleridir. Otoriteye itaat, insanlara farklı seçenek bırakılmadığında görülen yaygın bir davranış tarzıdır. Ama bu deneyin değişik bir versiyonunda Milgram "Emre itiraz etme hakkına sahipsiniz," dediğinde, insanlar iniltileri, haykırışları duyduklarında bu çalışmayı yapmaya itiraz ediyorlar ve bırakıyorlar. Burada mesele çoğulculuğa, çoksesliliğe izin vermek. Vicdana alan açmak. Bunu yaptığımız zaman insan doğruyu seçiyor. Ama insanın önünü tıkadığınız ve buyurduğunuz, onu seçeneksiz bıraktığınız zaman çoğunluğu ve otoriteyi takip ederek kötüyü seçebiliyor.
Sayfa 204
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her toplum "önce ben" yaklaşımının üstesinden gelmek zorundadır. "Bencil güdülere ve piyasa güçlerine dayalı bir toplum zenginlik üretebilir ama hayatı daha değerli kılacak birliği ve karşılıklı güveni kesinlikle üretemez. Bu yüzden, mutluluğun ölçüldüğü araştırmalarda ilk sıralarda en zengin ülkeler değil, vatandaşlarının birbirine en fazla güvendiği ülkeler bulunuyor."
Sayfa 193
Kukla çalışmalarından bir tanesinde, iki kukla birbirine top atıyor, bir tanesi düzenli olarak topu iade ederken diğeri topu alıp kaçıyor. Sonra çocukların önüne bu iki kuklayı koyuyorlar ve birisini seçmesini istiyorlar. Küçücük bebekler, her zaman iyi kuklayı seçiyorlar. Veya o iki kuklanın başının dertte olduğu bir çalışma deseni oluşturuluyor, yardım için bebeğin bir kuklayı itmesi gerekiyor. Her zaman iyi kuklayı kurtarıyor bebekler. Bir yanlışlık, bir adaletsizlik olduğu zaman iki üç yaşındaki çocuklar bu duruma itiraz ediyor.
Sayfa 192
Bazılarının hayatları diğerlerinden daha kıymetli addedilebiliyor. George Orwell'in Hayvan Çiftliği' ndeki meşhur "Bütün hayvanlar eşittir, bazıları daha eşittir," sözündeki gibi, bazı insanların hayatlarını yası tutulurken bazılarının ise sadece istatistiki bir rakama dönüştürüldüğü bir çağdayız. Küresel bir vicdandan bahsetmek gerekiyor artık; sadece kendimiz ve bize benzeyenler için değil. Dünyanın tüm toplumlarının iyi şartlar altında yaşamaya hakkı olduğunu, temiz suya, ilaca erişmeye hakkı olduğunu teslim etmemiz lazım.
Sayfa 180
Yaralanmayı göze almadığımız yerde vicdan mayalanmıyor. Horlansa, itilip kakılsa veya sarsılsa da hak bildiğinden geri adım atmayan ve mazlumun/masumun safını terk etmeyen insanlar vicdanlı insanlardı. Çünkü vicdan Tanrı'nın içimizdeki son sığınağıdır, bir tohumun özü gibi, iyiliğin filizlenebileceği son yerdir.
Sayfa 177