Şevval Hatice Gözlü

Şevval Hatice Gözlü
@Maveracaa
Yoldaşını bulan yorulmaz ...
Ev hanımı
Lise mezunu
Konya
6 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Dile sükût düşmüşse, yara derindir. "Yara derinse, Allah kerim'dir..."
Edebiyat
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Kuyu derin, ben Yusuf değilim, Ama Yusuf'un Rabbi benim de Rabbim"
1000Kitap
Kalbi iyi olanın yolu zordur. Çünkü o yol, başkalarının görmediği ayrıntılardan geçer; sessiz fedakârlıklardan, içe atılan kelimelerden, anlaşılamamış niyetlerden… Kalbi iyi olan, kırmamak için susmayı öğrenir, incitmemek için kendi acısını erteler. Herkese bir yer açar içinde ama çoğu zaman kendine dar gelir dünyası. Yoluna taş koyan çok olur; kimi bilmeden yapar, kimi bilerek. Ama o yine de iyiliğinden vazgeçmez, çünkü kalbi başka türlü atmaz. Zordur onun yolu; ama o yolun sonunda vicdan vardır, iç huzur vardır, ve her şeye rağmen dimdik kalan bir insan kalır.
Kalbi İyi Olanın Yolu Zordur
Kalbi İyi Olanın Yolu Zordur

Şevval Hatice Gözlü

, bir kitabı okumaya başladı
Miraç Çağrı Aktaş
8.2/10 · 1.446 okunma
İçimizdeki Çocuk Ne Zaman Susar?
İnsan büyürken her şeyini yanında getirmez. Bazı duygular yolda kalır, bazı cümleler hiç söylenemez, bazı gözyaşları içine akar. Ve içimizde bir çocuk kalır… Suskun, kırılgan ama hâlâ hisseden. İçimizdeki çocuk, ilk kez “abartıyorsun” dendiğinde incinir. Ağladığında susturulduğunda, korktuğunda küçümsendiğinde, sevilmek için uslu olması gerektiğini öğrendiğinde… İşte o an, kendini geri çeker. Konuşmamayı, istememeyi, hissetmemeyi öğrenir. Yıllar geçer. Biz yetişkin oluruz. Güçlü görünürüz. Dayanırız. Ama bir bakış, bir terk ediliş, bir yüksek ses… İçimizdeki o çocuk uyanır. Çünkü iyileşmeyen hiçbir yara zamanla kaybolmaz, sadece sessizleşir. Bugün ilişkilerde neden bu kadar yoruluyoruz? Neden bazı insanlara fazlasıyla bağlanıyor, bazılarını ise daha baştan itiyoruz? Çünkü geçmişte alamadığımız sevgiyi bugünde tamamlamaya çalışıyoruz. Çocukken duyulmadıysak, yetişkinliğimizde anlaşılmak için kendimizi parçalıyoruz. İçimizdeki çocuk hep şunu sorar: “Ben sevilmeye değer miyim?” Oysa sorun, değerimizde değil… Sorun, bizi taşıyamayan kalplerde, duygularımızı küçülten sözlerde, susmayı marifet sayan dünyadaydı. İyileşmek; güçlü olmak değildir. İyileşmek, içimizdeki çocuğun yanına oturup ona şunu söyleyebilmektir: “Artık yalnız değilsin. Seni duyuyorum.” Belki de içimizdeki çocuk hiçbir zaman susmaz. Ama bir gün, ağlamadan konuşmayı öğrenir. Ve biz, kendimize ilk kez gerçekten şefkatle bakarız.
Edebiyat