Özgürlük, yalnız kalabilmeye denir. İnsanlardan uzaklaşabiliyorsan, onlara hiçbir muhtaçlığın, paraya ihtiyacın, sürüye uyma içgüdün, aşka, şana şöhrete hevesin ya da merakın yoksa özgürsündür; bunların hepsi sadece yalnızlıktan ve sessizlikten beslenir. Yalnız yaşayamıyorsan doğuştan kölesin demektir. Ruhen ya da zihnen en yüce mertebelere ulaşmış olabilirsin: Soylu bir kölesin öyleyse ya da zeki bir uşak; ama özgür değilsin.
Benim yorganım maviydi, neden beyaz örttünüz üzerime?
Yastığım pamuk gibiydi.,neden bugün taştan gibi?
Gece lambasını yakmayı unutmuşlar. Oysa ki karanlıktan korkarım ben!
Yağmur mu yağdı acaba, etraf toprak kokuyor..
Beyaz kanatlı iki kişi geldi yanıma. Biri solumda durdu, diğeri sağımda. Sorular sordular bana hiçbirini bilemedim.
Yarım kalan cümlelerim vardı. Yüklemine kadar gelemediğim. Konuşmaya çalışıyordum ;ama kimse beni dinlemiyordu. İçimden bana ait birşey de terk etmişti beni.
Bir tek umudum vardı.
Duvardaki saat!
Tik tak tik tak....
Hiç kimse içimde kopan fırtınaların bana ne kadar acı verdiğini tahmin bile edemezdi. Hiç kimse bana bu konuda yardımcı olamazdı. Hayatımda ilk defa kimsesizliğin ne kadar büyük bir boşluk olduğunu anladım. Hayatımız boyunca doğduğumuz andan ölümümüze kadar kendi yolumuzda yürümek zorunda olduğumuzu ve bu yolu ancak ve ancak yalnız, bir başımıza kat edebileceğimi anladım. Çok acı bir hükümdü bu! Bununla baş edebilmek için gerçekten uzun bir zaman gerekiyordu. Ama bu kader ile bir kere baş etmeyi öğrenebilirsen o zaman iç huzurunuzu bulmanız ve bu kimsesizlikten kurtulmanız da kolay olacaktı. Ben bu öğrenilmesi gereken uzun yolun neresindeydim acaba?
Gülşiir
... Haklı olan kim bu kargaşada?
Ateş ve su,
Yaşam ve ölüm,
İrin ve şiir... Ucu bucağı olmayan bu çığlığın
Ortasında nasıl barışılabilir?
Anlamak isterim hangi yasa
Bir beşikle bir darağacını
Aynı ağaçtan ne adına var edebilir....