Bu şiire başladığımda nerde
Şimdi nerdeyim?
Solgun yollardan geçtim.
Bakışımlı mevsimlerden,
İkindi yağmurlarını bekleyen yaz sonu hüzünlerinden...
Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
Geçti her çağın bitki örtüsünden.
Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından bakarken dünyaya
Yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
Çiçek adlarını ezberlemekten geldim,
Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların unuttuklarını hatırlamaktan...
Uzak uzak yolları tarif etmekten,
Haydutluktan ve melankoliden,
Giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden,
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim.
Bütünlemeli çocuklarla geçti gençliğimin rüzgara verdiğim yılları.
Dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.
Bu şiire başladığımda nerde
Şimdi nerdeyim?
Yaram vardı. Bir de sözcükler...
Sonra vaat edilmiş topraklar gibi
Sayfalar ve günler
Işık istiyordu yalnızlığım.
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde.
Aşk ve acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü.
Daha şiir bitmeden karardı dizeler
Aşk...
Bitti.