Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Çatır çatır kırkbin canına kıysak
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Baba değil; köpek yerine koysak
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Ceryanını çalsak, suyunu çalsak
Hem vergi vermesek, hem vergi alsak
Belalısı olsak, düşmanı olsak
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Silahsız erleri kurşuna dizip
Kafamıza göre harita çizip
Yakayı kaptırsak dünyayı gezip
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Kökünü kemirsek binbir oyunla
Kötürüm bıraksak bomba, mayınla
Anasına sövsek canlı yayınla
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Her eve bayraklı tabut göndersek
Başka her taraftan bayrak indirsek
Baraj bombalasak, çocuk öldürsek
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Biz devletin birşeyini çalmadık
Kan tükürdük; yine hain olmadık
Şehit başı kırkbin dolar almadık
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Kutsal bilip kirletmezken tozunu
Bize örmüş meğer kefen bezini
Tükürmek kastıyla sorduk yüzünü
Devlet bizimle de sohbet eder mi?
Sevda gibi bir kutlu emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Öyle bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın...
Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
Bak emrediyor: Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan
kaçamazsın...
Kalbin benim olsun, çünkü mukadder...
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök, ver!
Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...
Ram ol bana, ruhun yeni bir aleme girsin...
Yazmış kaderin: Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla, şuurunla, hayalinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...