ufukzaferada

ufukzaferada
@Maviyorgun
Zamir
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2022 20:51
Ben, sen ya da o… Gerçek, yalan ya da sıfır… Bulutların yüzlerinde ve gölgesinde karanlık maskeler toprağın kuytu köşesinde. Bombalar çocuksu düşlerin kundağında ninniler ağıt mı dinle. Söylesene en büyük savaş iki insanın arasındaki mi yoksa iki devletin arasındaki mi? Yalanlar treninden ilk atlayanların düştüğü mayınlı yol dürüst makinistlerin yolu değil mi? Diyarbakır yolunda bir mülteci takside… kendinden kaçarken kendine yakalandı. Suratında renksiz bir maske… Nereye kaçtığını sordu Halep’li şair: “Derinkuyu yeraltı şehrinden Gazze’deki yeraltı şehrine kaçıyorum” dedi mülteci. Gülebilse gülerdi… Zerre ve oğlu Zamir; hayatta zerre kadar mutluluk için şansları olmayan iki mülteci… Zorla yapılan evliliğin kimliklerde kader diye yazıldığı bir coğrafyada Zerre akıl almaz kanlı bir planla karnındaki mülteci Zamiri bir mülteci kampına doğuruyor. Zerre kendi evini, ruhunu, bedenini yıkıp geçerek çıkıyor yola… Anne karnındayken yazılan kaderin keder diye okunduğu bir yola… ‘’Ne de olsa mülteci sadece evini değil, yola çıktığı gün kendini de terk eder. Çünkü o kadar acıdan sonra, yola çıkanla hedefe varan aynı kişi olmaz.’’ İnsan umutlu olunca küçük su birikintileri bile denizin sonsuzluğunu hissettirir. ‘’Ne bir nehir ne bir ova ne bir dağ… Ne bir ağaç ne bir bulut! Hiçbir şey insana deniz kadar özgürlük fikri vermez. Hatta özgürlüğün kendisi bile.’’ İnsan günün her anında yaşamıyor. Vakit ararken geleceği kurtarmak için geçmişinde boğuluyor. İnsan insan… Savaş mı? Barış mı?
Edebiyat
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·216 syf.··
2021 287. kitabı
Mutsuz hayat var mıdır? Ya da mutlu roman var mıdır? Galiba bu soruların cevapları beni mutsuz bir romana götürdü. Ben mutluydum ama okurken! Bir ölümün gölgesinde başlayan bir hayat yeşil ve görkemli bir ağacın gölgesinde başlayan bir hayatla kesişir mi? Kesişiyor, delicesine bir aşkla… Gelişiyor hayatta bildiği gibi… Geçen sene daha çok evde vakit geçirdiğimiz zamanlarda pencereden ağaçlara bakıp yeryüzünün ve gökyüzünün sahibinin onlar olduğunu düşünürdüm. Toprağa ve buluta rengini veren kaç varlık var ki hayatta? Benim gibi düşünüyor Meryem’de… Meryem kitabın ağacın gölgesinde doğurduğu karakteri Bir ağaç gibi tek ve hür, derin bir orman gibi gizemli kadın. O seneler, daha çok hayatta kaldığımız zamanlarda kendimden içeri penceremden bakarken ölüm ve yaşamın doğru ile yalanın arasındaki ilişkileri düşünürdüm. Bir sonuç bulamazdım elbette. Esrarengiz bir ölümün gölgesinde doğup, belirsiz bir hayat vapuruna binen bir çocuk. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda. Ne sen bunun farkındasın, ne ölüm farkında der gibi bakıyor. İşte bu iki farklı hayat Gezi Parkı’nda kesişiyor ve burada ölümsüzleşiyor. “Kendi kendime dedim ki, ben artık insanların gerçeğinden ve yalanından uzakta kafa dinlemek istiyorum. Yalanın ve gerçeğin olmadığı yollar bulmalıyım kendime. Yalanın olduğu kadar gerçeğin de beni kandırmasına izin vermeyeceğim.” Meryem, ceviz ağacının bir hikâye anlattığını söyledi. “Bazen babalar oğullarını öldürür bazen oğullar babalarını ama gerçekte ölen her zaman annedir.” Oğullar babalarının gölgesine sığmadıklarında babalarını yaralamış olurlar. Babalar oğullarının gölgesine şekil vermek istediklerinde ise oğullarını öldürmüş olurlar. Annelerin kanatları gölgesinden büyük müdür? “Sen gülümsemenin tadını çıkar,
Edebiyat
Öksüz Ağaçların Çobanıİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2019320 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2021 286. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2021 10:49
Gotik ve yeraltı edebiyatının dahi yazarı Poe, bu öykü kitabında yine karanlık düşlerini gerçeğin en yalın şekliyle ortaya seriyor. Öykülerindeki yeraltına tırmanan karakterleri, ruhunun birer iz düşümü olarak kabul edersek yazarın ne denli gizemli ve karamsar bir yapıya sahip olduğunu anlayabiliyoruz. Korkuyu insan dinamiğinin vazgeçilmezi kabul eden yazar; saplantılarıyla yaratıp, psikozlarıyla büyüttüğü karakterlerini, ölmeden toprağın siyah kollarıyla buluşturuyor. Delilik ve dahilik arasında seyreden hayatını kelimelere döken yazar, absürt öykülerinde bile kendi iç dünyasını size avcunuzun içindeymiş gibi hissettiriyor. Dilin sınırlarını zorlarken, kuralsızlığı kendine kural edinmiş gibi cesur davranarak sizi büyülüyor. Öykülerindeki kurgusal yeteneği tüylerinizi ürpertirken; ölümü, yaşamak kadar doğal karşılaması öykülerinin gerçeklik hissini artırıyor. 17 farklı öyküden oluşan kitabın en sevdiğim öyküleri Kızıl Ölümün Maskesi ve William Wilson oldu. Kızıl Ölümün Maskesi hikâyesinde; salgın hastalıkların milattan önceki insanlar kadar eski, milattan sonraki insanlar kadar yeni olduğunu hissettim. Salgınların kollektif bir ölüm korkusu yaratmasının ardından insanların hayatlarında daralan zamanlarına daha sığ adımlar attıklarını düşündüm. Hayatta eşit dağıtıldığına inandığım tek şey zaman, bu zamanın içindeki tek gerçek ölüm mü? Shakespeare aşkı tasvir ederken, cennette olmak isterdim. Poe ölümü tasvir ederken, hayatta olmak isterdim. Kitapta şöyle yazıyor; ‘’Umut… İşkenceyi yenen umut… Engizisyonun zindanlarındaki ölüm mahkumlarına bile fısıldayan umut.’’ Bu hayatta umut, en son bitecek şey ise ölümde aşk kadar güçlü.
Edebiyat
Kızıl Ölümün MaskesiEdgar Allan Poe · Ren Kitap · 20192,228 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2021 285. kitabı
Geçmişin gölgesinden geleceğin endişesinden kurtulup hafızanızı gülümseyerek kaybetmek ister misiniz? Yeni yaşımda değerli bir dostum tarafından hediye edilen, yeni bir hayatın tohumlarını filizlendirecek bu kitap su gibi besleyici, su gibi akıcı… Kitap; ana karakterin sevdiği bir dostunun hayati bir hastalığına çare bulmak amacıyla çıktığı yolculukla başlıyor. Bu yolculuğa, bu kitabı okumuş her okuru da peşinden sürüklüyor. Kalbin özüne, mutluluğun evine yol alan uzun bir yolculuk… Kitap şaşmaz bir teraziyle, ruhunuzun gri bölgelerini, kalbinizin rengine boyuyor. Mantık ve kalp çekişmesinde nabzınızın ritimlerini düşürüp kendinizi sakin bir şekilde dinleyip egonun etkisini yitirdiği güvenli bir alana sürüklüyor. Egoyu, zihnimizdeki yaramaz bir çocuğa benzeten yazar bunu şöyle tasvir ediyor; ‘’ Çocuk korkuyla yaşar, bağımlıdır. Anne-babasının gözetimine ihtiyacı vardır. Onunla ilgilenilmediğinde terk edilmiş hisseder. Kendini sevmeyi bilmediğinden başkalarının sevgisine ihtiyacı vardır. Hep başkalarını suçlar ve gururu sürekli olarak öfkesini besler.’’ Elbette öyle egolarımız gurur ve öfkeyle kalın ve uzun duvarların arasında ruhumuzu hapsediyor. Oysa duvarlarda ayna var fakat mumlarda ışık yok. Maud Ankaoua ateş kadar etkili, hayat kadar gerçekçi cümleleriyle mumları yakıyor ve kalbinizde ki çocuğun ellerine bir uçurtma veriyor. Uçurtmanın süzüldüğü bulutlarda şunlar yazıyor; ‘’Yolun keyfini çıkar, sonucu düşünme. Mutluluk bir tutumdur, daha sonra olacaklara veya herhangi bir dış etkene bağlı değildir. Mutluluk şimdi ve buradadır.’’ Dümdüz bir bozkırın ortasında bıçak gibi göğe akan Erciyes’te dağların heybetinin karşısında insanların ne kadar küçük olduğunu düşünüyordum. Sonra şu soruyu sordum kendime; ‘’İnsanlardan uzaklaşacak sebepleri ben mi buluyorum
Edebiyat
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2021 284. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2021 20:00
Sıfır noktasındaki tüm kadınlara ithafen yazılmış ve bu noktadaki kadınlar adına yaşanmış bir olaydan… Gerçek bir kadın öyküsü… Sıfır sadece bir rakam değildir elbette… Dünyanın en derin ve geniş denizidir sıfır. Denizin karşı konulmaz dalgasına kapılan kimleri boğmuştur bu sıfır hiç düşündünüz mü? Yoksa bu hayatta sadece rakamın sağına gelecek sıfırları mı düşündünüz? Sıfırları sola, hayatı arkaya, umutlarını önüne alan bir kadının öyküsü bu… Ben Arabic fahişeyim İyi öpüşür, dans ederim Suda yaprak İçki masasında mezeyim Mısırlı feminist yazar Neval El Seddavi’nin muhteşem kitabı; Kanatır Cezaevi’nde karşılaşıp etkilendiği bir kadının hayatını anlatıyor. Bir kadın Firdevs, bir başına, bir ‘’o’’ var. Bir de sıfırın kıyılarında seyreden güçlü ve mağrur hayatı… Bir kadın önce umutla ayaklarını sallıyor hayata, sonra umudu kıyıya vurmadan çaresizliği yüzüne vuruyor. Kadın olmanın çaresiz olmakla eş değer kılındığı bir coğrafyadan hayatı pamuklara sarılmış incilerle yarışan kadınlara anlamlı bir selam gönderiyor. Anam, babam bulmasın beni Bilinmesin bedenin dili Ben oryantal fahişeyim Aklın değil, etin peşindeyim Yaşamak şaşılacak denli güzelken, yükü mutsuzluk olan bir trene biniyor Firdevs… Ailesini erken yaşta kaybetmenin travması henüz tazeyken erkek egemen bir toplumun öteki ve değersiz bakış açsıyla savrulmaya başlıyor. Bu çorak zihniyetin ilk figürü ise babası. Her kadının ilk sarıldığı o yüce ve büyük dağ babasıdır. Bazı kadınların ise sarıldığı yerde çorak bir arazi vardır. O çorak arazi bir kadını yemyeşil bir fidanken kanser gibi yakalar. Fidan büyüdükçe metastaz yayılır çiçeğin tüm hayatına… Yertsiz, yurtsuz fahişe Dertsiz ,dinsiz fahişe Suçsuz Arabic fahişe için Dünden oryantal çal Mısırlı fahişe Firdevs; ruhunu aynalarda, bedenini diğer erkeklerin sığ
Edebiyat
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
Reklam