Maximillien

Maximillien
@Maximillien
Evli
Üniversite
İstanbul
İstanbul
79 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Grachuss Babeuf
Halk Oyu Halkin Zararina Nasil Dönüsüyor? “Komünizm” adının ortalarda olmadığı bir vakit bir adam hem düşüncesiyle hem de eylemiyle bu adın doğmasının koşullarını hazırladı. Sonraları komünist sözcüğü onun düşüncelerini takip edenleri ya da ona benzer düşünceye sahip olanları betimlemek için kullanıldı. 37 yıllık ömrüne eşitliğin en güzel ve en radikal biçimlerini tasarlamayı ve bunun uğruna… dünyanın kalbinin attığı bir ülkede mücadele etmeyi ve nihayet idam edilmeyi sığdırdı. Hristiyan ailesinin verdiği adla François-Noel Babeuf, bizim de beğendiğimiz adıyla Graccus Babeuf 27 Mayıs 1797′de idam edildi! İnsanlığın öncülerinden olan bu radikal eşitlikçiyi, Babeuf’ü saygıyla ve özlemle anıyoruz! Ardımızda bütün bir tarih var, o tarihin de en güzel anları işte bu öncülerin seslerinin yükseldiği anlar! Babeuf insanlığı ve tarihi güzelleştirenlerin başında geliyor!halkinkurtulusu.net/wp-content/uplo...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir yerden uzaklaştıkça, Yaklaştıkça bir başka yere; Daha iyi anlaşılır bir gurbetçinin Neden her zaman bir kedi vardır gözlerinde. Ve neden kendisinden büyüktür elleri, Bir güvercin gezinir gölgesinde. Metin ALTIOK
Ulrike Meinhof
“Bir taş atılırsa, bu cezalandırılması gereken bir davranıştır. Bin taş atılırsa, bu politik bir eylemdir.
İntiharın sosyolojisi ve Bakırköy'de ki Dram
Türkiye’deki 1 milyon kişinin olası intihar eğilimi ile iki ailenin intiharı medyada her ne kadar münferit bir eylem şeklinde yansıtılmaya çalışılsa da bu intihar vakaları sosyolojik bir olgunun parçalarıdır. Toplumun gündemine “farkındalık” oluşturacak denli 48 saat içerisinde gerçekleşen iki toplu intihar vakası hepimize “neler oluyor?” dedirtti derken son olarak Bakırköy'de yaşanan olay.İstanbul Fatih’teki bir apartman dairesinde yaşayan dört kardeşin ‘siyanür’ ile intiharlarının üzerinden saatler geçmemişken Antalya’dan da benzer bir intihar haberi ulaştı. Antalya’daki dört kişilik bir aile de ‘siyanür’ ile hayatlarına son verdi. İki ailenin hikâye dökümlerinden anlaşılacağı üzere intiharlarının sebebi yaşadıkları ekonomik buhran… Fatih’teki ailenin üstesinden gelemedikleri bir borç batağına girdikleri ve son çareyi hayatlarına kıymakta buldukları görülüyor. Antalya’daki ailenin de arkalarında bıraktıkları veda mektubundan ve çevrelerindeki tanıklıklardan benzer bir buhranın içerisinde oldukları anlaşılıyor. Toplumda bir şeylerin uzunca bir süredir yolunda gitmediği aksiyomu nüveleriyle birlikte zaten bilindikti, intihar vakaları ile bu aksiyomun çapı genişledi denilebilir. Bu iki intihar vakası kamuoyuna yansıdığından haberdar olduklarımız, peki haberdar olamadığımız nice buhrana ne demeli? Türkiye’de ağır depresyonlu 4 milyon kişiden 1 milyon kişinin intihar eğilimi içerisinde olunduğundan bahsediliyor. Hayata tutunmak için asıldıkları kirişleri ellerinin arasından kayma noktasına gelen bu 1 milyon kişinin akıbetleri de mi ‘siyanüre’ bulanacak? Türkiye’nin çalkantılarla şekillenen hal-i pür meali, toplum üyelerinin hayatlarıyla ilgili verdikleri kararlarda patolojik davranışların etkili olmasında biricik etkiye sahip. Siyasal, ekonomik, sosyal, hukuk alanlarının
Faşist ABD ve My Lai katliamı
Irak'taki katliamların benzeri bir zamanlar Vietnam'da yapılmıştı. My Lai katliamı, uzun yıllar, insanlığın karşısında bir ibret kaynağı olarak durdu. Naklen yayınlı, bilgisayar oyunu tarzı savaşlar döneminde unutuldu. Sanki tam da şimdi yeniden hatırlasak iyi olacak... size de öyle mi görünüyor? zihnine bir daha çıkmamak üzere kazındı. Hersh'in ilk haberinin ve fotoğrafların yayımlanmasının ardından, ihbar mektubuyla asıl soruşturmanın açılmasını sağlayan eski asker Ridenhour gazeteciyi aradı, o da başta Amerika, dünyayı sarsan hikâyenin ayrıntılarını böylelikle tamamlayabildi. Savaşın ne olduğunu bilmek... Seymour Hersh, 1960'larda Associated Press adına Pentagon muhabiri olarak çalışıyordu. Savaşa karşı çıkan başkan adayı Eugene McCarthy'nin basın danışmanlığını yapmak üzere bu görevinden ayrıldı. 1969'da Pentagon hakkında bir kitap üstünde çalışırken, Vietnam gazilerinin avukatlığını yapan bir adam bürosuna gelip onun kulağına şunu fısıldamıştı: Ordu, 75 sivili öldürmekle suçlanan bir subayı yargılayacaktı. Hersh bunu duyar duymaz niye ciddiye aldığını tam açıklayamadı sonradan. Galiba sağduyu ve tecrübe sözkonusuydu. 1992'de meslektaşlarıyla görüşürken, "Savaş hakkında yeterince bilgim vardı, bunu mantıksız bulmayacak kadar," demişti Seymour Hersh. "Bulaşma bu işe!"Gazeteci, fısıltı yoluyla gelen ilk ihbardan sonra biraz araştırdı ve meselenin Teğmen Calley diye biriyle ilgili olduğunu öğrenebildi. Ordu içinden birilerine sordu. Hep şu cevabı aldı: "Bulaşma bu işe, kafanı çevir!" Hersh, bir gün başka bir iş için gittiği Pentagon'da, önceden tanıdığı bir albaya rastladı. Albay, Vietnam'da yaralanmış, generalliğe yükselmişti. "Şu Calley meselesi nedir?" diye ona da sordu Hersh. Ve şu cevabı aldı: "ılişme ona." Hersh tanıdığı bir Kongre üyesine de gidip Calley