İçinde bulunduğu anda mutlu olmayı düşünmez insan; mutlu olmayı gelecekteki bir zamana erteler, sanki gelecek olan bu zamanın daha önce gelmiş zamandan başka türlü olması gerekirmiş gibi.
Zevkler derinleşmelerine izin verilecek kadar sağlam değildir, onlara yalnızca hafifçe dokunmak gerekir; üzerlerinde durmadan hafifçe koşmak zorunda olduğunuz bataklık topraklara benzerler.
Dünyayı iyi ya da kötü etkileyen bütün büyük adamlar acılı kimselerdi. Assisi'li St. Francis bile azap çeken bir insandı, Buda da öyle; bütün o acı çekmeyi yenme tutkusuna karşın mutlu bir adam sayılmazdı.
Ne tuhaf bitiveriyor bazı ilişkiler. Son sözcüğü hesap defterine kocaman süslerle yazacağınızı düşünürsünüz hep, ama gece siz uyurken hesabı kapatan makine hiç aklınıza gelmez.