Ruth:
Şu ana kadar böyle bir şeyden haberim yoktu, sen beni kollarına alıncaya kadar.
Seninle evlenmek de, şu ana kadar aklımdan geçmedi, Martin, şu ana kadar. Kendini nasıl
sevdirdin bana? Martin güldü.
Martin:— Bilmem, dedi. Herhalde seni sevmekle başardım bunu, zira seni öylesine sevdim ki,
senin gibi yaşayan nefes alan bir kadının kalbi şöyle dursun, taştan bir yürek bile eriyebilirdi
bu aşkın şiddetinden.
Martin'in söyleyebileceği herhangi bir söz, Ruth'un yargısına
seslenecekti; halbuki elinin dokunuşu, bu hafif, acele dokunma doğrudan doğruya onun içgüdülerine
sesleniyordu.