İnsanların ölümle banşık olmalarının tek nedeni
ölümün verdiği korkudan, kurtulmaktır ama bu korku
olmadığında ölümün de hiçbir önemi yoktur artık. Çünkü
ölüm kendisindedir ve kendisi aracılığıyla vardır. Ölümle
uzlaşmak tan doğan bilgelik, ölüm karşısında olası en
yüzeysel tavırdır. Montaigne’e de bulaşmıştır bu tavır,
aksi takdirde kaçınılmaz olanı kabul etmekle övünmesini
anlamak miimkiin değildir.
Korkuyu yenen kendisini ölümsüz sanabilir; korkuyu
tanımayan ölümsüzdür. Varlıkların cennette de kaybolmaları mümkündür ama ölüm korkusunu tanımadıklarından
hiçbir zaman ölmezler. Korku, her an ölmektir.
insanların, iç çekişlerini kendi boşluğuna gömüp onlara
kucak açan bir Tann’ya istedikleri zaman başvurabildikleri
bir dönem yaşanmıştır. Bugün acılarımızı, sıkıntılarımızı
anlatabileceğimiz biri olmadığı için teselli bulamıyoruz. Bu
dünyanın bir zamanlar Tann’eZa olmuş olduğundan nasıl
şüphe edilebilir? Tarih insanların bir yüce varlığın titreyen
hiçliğine doğru yöneldiklerini hissettikleri bir geçmiş ile
dünyada hiçbir şeyin ilahi bir soluğun dışında kalamadığı
bir bugün arasında bölünmüş durumda