Mazlum

Mazlum
@MazlumSgdc
Puan vermedi·104 syf.··
2025 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2025 01:10
Hippokrat'ın Aforizmaları, M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış olan ve "tıbbın babası" olarak kabul edilen Hippokrat'ın öğrencileriyle birlikte oluşturduğu kısa, özlü, deneyim odaklı cümlelerden oluşan bir eser. Bu kitap sadece bir hekimin değil, bir insanın sesini taşıyor.Çünkü o dönemlerde tıp, bugünkü gibi yalnızca biyolojiye değil, ahlaka, doğaya ve insana dayanıyordu.“İyileşme önce ruhla başlar,” diyor bir yerde.Yani sadece ilacı verip geçemezsin. Hastaya yaklaşımın, ses tonun, göz temasun bile tedavinin bir parçasıdır. Bugünün hızlı hastane koridorlarında unutulmaya yüz tutmuş bu hakikati, bu eski cümle sana yeniden hatırlatıyor. Evet, belki bugün birçok tıbbi bilgisi geçerliliğini yitirmiş olabilir.Ama düşünce tarzı, yaklaşımı, hekimlik duruşu hâlâ güncel.Belki de bugün, daha da fazla ihtiyacımız var bu bakışa.Çünkü ne yazık ki bazen "hastalıkları" tedavi ederken "hastayı" göremez hale geliyoruz.
AforizmalarHippokrates · İş Bankası Kültür Yayınları · 2016937 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·94 syf.··
2025 27. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 10:22
Sezai Karakoç’un Mevlâna kitabı bana sadece bir hayat hikâyesi değil, bir ruh yolculuğu sundu. Üstat, Mevlâna’yı kuru bilgilerle değil, derin bir iç sesle, adeta kendi kalbinden aktarır gibi anlatıyor. Onun dilinde Mevlâna, 13. yüzyılda kalmış bir şahsiyet değil, bugüne seslenen, hâlâ “gel” diyen bir hakikat yolcusu. Kitabı okurken Mevlâna’yı tanımaktan çok, kendi içime bakmayı öğrendim diyebilirim.
MevlanaSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20231,069 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 22. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 13:11
Sokrates’in Savunması'nı okuduğunuzda, aslında bir felsefe metni değil de, ölümün kıyısına gelmiş bir insanın son kez dünyaya seslenişini duyuyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu bir kitap değil sadece. Bu, bir duruş. Bir vicdan. Bir yaşam tarzının kendisini savunuşu. Sokrates’in ağzından dinlediğimiz bu savunma, antik Atina mahkemesinde geçen bir yargılama gibi görünse de aslında tüm zamanlara seslenen bir felsefi çağrıdır. “Hayat nedir?”, “Adalet nedir?”, “Bilgelik nedir?” gibi ağır soruların, savunma kürsüsündeki bir bilgenin ağzından, en sade, en dürüst haliyle şekillendiğine tanık oluyoruz. “Sokrates’in Savunması”, öyle bir kitap ki, okumayı bitirdiğinizde bir düşünce bitmiş olmuyor—aksine başlamış oluyor.Sizi kararsız bırakan bir şey değil bu; sizi daha çok kendinizle karşı karşıya bırakan bir şey. Kitabı bitirince şunu diyorsunuz: “Ben neyi savunuyorum bu hayatta? Hangi düşüncem için ayağa kalkarım, hangi değerim için sonuna kadar direnir, hatta bedel ödemeyi göze alırım?” Sokrates bu sorulara ölümle cevap verdi. Bizse hâlâ yaşıyoruz. Belki cevaplarımızı bulmamız için bir şansımız daha vardır.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,8bin okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2025 25. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 13:59
Bu kitap, okuruyla sessizce konuşan bir kitap. Katmanlı metaforlara boğmadan, karmaşık cümlelerle etkilemeye çalışmadan, sadece şöyle diyor gibi: "Ne olursa olsun, hâlâ başka ihtimaller var. Ve hiçbir hayat, tamamen boşa gitmiş değildir." Gece Yarısı Kütüphanesi; hayatı boyunca "başka türlü olabilirdi" diyenler, kararlarının ağırlığıyla boğulanlar ve en çok da yaşama tutunmak için küçük bir neden arayanlar için, bazen teselli, bazen ayna, bazen de sade bir nefes molası olabilir.Bu kitabı okuduğunuzda belki hayatınız baştan yazılmaz ama ona başka bir açıdan bakmaya cesaret edebilirsiniz. Ve bazen bu bile yeterlidir.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Vicdan Zorbalığa Karşı...
7/10
·235 syf.··
2025 21. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 01:31
Yahudilere yapılan zülümleri derin bir empatiyle anlatan Zweig, sağ olsaydı acaba bugün Yahudi devletinin Gazze’de yaptıkları için neler söyleyebilirdi diye düşünmek gerekiyor. Kitabın girişinde yer alan Montaigne’in Denemeleri’nden alınan küçük bir paragraf ile aslında Gazzelilerin dünyaya ilettiği en güzel mesajı duyumsayabiliyoruz: “Yüreği yılmadan düşen, dizleri üstünde savaşır (der Seneca). Ölüm tehlikesi karşısında kılı kıpırdamadan, can verirken düşmanına yiğitçe yukarıdan bakan, bize değil talihe alt olmuştur; yenilmiş değil, öldürülmüştür. En yiğit kişiler en mutsuz insanlardır kimi zaman...” Konu, 16. yüzyıl meselesi gibi takdim ediliyor: Humanist bir din adamının, resmi öğretiye ters gelen düşünceleri nedeniyle idama mahkûm edilmesi ve ardından gelişen olaylar. 1910-1940’lı yılların dünya için zorluklarını göz önüne aldığımızda, Zweig’in bütün mücadelesi; başına buyruk iktidar ve yönetimlerin etrafını saran çıkar gruplarının topluma verdiği zararları tespit etmek ve bunlarla mücadele etmekten ibarettir. Evrensel bir yaşam kültürüne sahip olmayı düşleyen Zweig, hikâyenin kahramanı Castellio’nun ağzından arzularının ana fikrini şöyle ifade eder: "Hakikati aramak ve onu kendi düşündüğü gibi ifade etmek asla suç olamaz." Bir bakıma Avrupa'nın o dönemde yaşadığı 30 yıl, onu büyük bir hüsrana sürükler. Barışçıl söylemlerin kısırlığı, onu ıssız bir kahramanlık modeline taşır. Kiliselerin aksine fikir geliştirenlere karşı bir cinnet halinin yaşandığı, her türlü insani değerin Avrupa’da ayaklar altına alındığı günlerdir bunlar. Bütün bunlara sesini yükseltenler, herhangi bir insanın dünya görüşü nedeniyle zulüm görmesine, doğup büyüdüğü topraklardan değersizce sürülmesine, hatıralarının yakılıp yıkılmasına karşı hukuku savunan insanların yanında yer almanın ölesiye
Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castello Calvin'eStefan Zweig · Can Yayınları · 20202,209 okunma