Eskiden masum bir fikrim vardı. Sanırdım ki, herhangi bir fenalık; ruhumuzu baştan başa kirletir, ondan hiçbir temiz nokta bırakmaz. Halbuki hakikatte her zaman böyle olmuyor.
Erkeklerden çok canım yanmıştı da, kadınları hep onların zulmü altında ezilem mazlum, dilsiz melekler sanıyordum. Halbuki onların arasında da neler varmış!
Doğru düşünmüşler. Ben, ses çıkarmayı kendiliğimden akıl edecek, elimden alınan ekmek için isyan edecek bir adam değildim.
Fakat ne çare ki, hakkımda söylenenleri Tahsin Efendi bana yemeden içmeden yetiştirerek gururumu kırmıştı.
Bunlar, öyle şuursuz mahlûklar ki, kendi fenalıklarını kendileri de bilmiyorlar.
Bütün fenalık kendilerinden çıktığı halde, mazlum olduklarına hakikaten inanarak ağlıyorlar.