İkinci okumam ve anladım ki ilk okumam gösteriş içinmiş. Selimlik yapmışım yani. Abartısız söylüyorum bence Oğuz Atay; Selimlik diye bahsettiği nesli tükenmiş hayvanı, birini tanıdı ve bunun üzerine yazdı bu kitabı. Belki de kendisiydi Selim ve geri kalan kusursuz olan hayalinde kurduklarıydı. Kesinlikle hayal gücü ile yaratmadı karakteri. Eminim; çünkü kendimi okuyorum Selim diye bahsedilen her satırda. Çünkü Selimden bahseden Turgut Metin Günseli ve hatta Selim’in kendi ağzından karakteri hakkında yazılan her şey; çogu olaylar da dahil bana yaşantımı anlatıyor. Başta olabilir dedim. İlerledikçe “yalnız değilmişim” dedim ama bu kadarı fazla yani ve kendime üzülmeye başladım. Oysa yeni yeni günlere günaydın diyerek başlayacak yaşam kırıntısı hissetmiştim içimde… Ve Selim’in intahar ettiği yaştayım.Kitapta da dediği gibi “böyle bir şey için intahar edilmez demi” diye kendimi kandırabilirim heralde. Çünkü gerçeklerden koparsam yanarım :) neyse daha bitirmedim fakat inceleme adı altında düşüncemi paylaşmak istedim, dayanamadım..