Herkes mahçuptur, kalbine karşı.
Yaralı bir nîdayız yaşadığımız şu cihânda...
İbrahim gönlümü put sanıp kıran kim.
Tanrının ölü olmadığını, sadece sarhoş olduğunu düşünmeyi tercih ederim.
Bunların tümü aldatmacadır: hayal kırıklığı denince en azı istemek, ortalamayı tutturmak veya en fazlasını istemek.
Birincisinde kişi, onu elde etmeyi kolaylaştırmak isteyerek İyi'yi dünyevi koşullarda bile ona erişmek için çaba göstermeyerek kandırır. İkincisinde İyi'yi dünyevi koşullarda bile ona erişmek için çaba göstermeyerek kandırır. Üçüncüsünde ondan olabildiğince uzaklaştığı için İyi'yi sonuna dek artırması sayesinde güçsüz bırakacağını umduğu için Kötü'yü kandırır kişi. Burada ikinci durum daha tercih edilebilir gibi, çünkü İyi her seçenekte kandırılıyor. Bu durumda en azından, görünüşe göre, Kötü kandırılmaz.
Düşünsel dünyadan başka bir şey yoktur. Duyusal dünya adını verdiğimiz şey, düşünsel dünyanın içindeki Kötü'dür. Kötü adını verdiğimiz şey ise, bizim sonu olmayan gelişim sürecimizdeki bir anın ihtiyacından ibarettir.
Işıkların en güçlüsüyle dünyayı çözebiliriz. O;zayıf gözlerin önünde yumruklarını sıkar, en zayıfların önünde ise utanarak ona bakmaya cüret edenleri paramparça eder.
İnsan, içinde yıkılmaz bir şey olduğuna inanmazsa yaşayamaz. Bununla birlikte, o yıkılmaz şey de, ona olan inanç gibi, kendisinden hep gizli kalabilir. Bu gizli kalışın dışa vurum yollarından biri de kişinin kendisine özel bir tanrıya inanmasıdır.