Herkes mahçuptur, kalbine karşı.
Yaralı bir nîdayız yaşadığımız şu cihânda...
İbrahim gönlümü put sanıp kıran kim.
Tanrının ölü olmadığını, sadece sarhoş olduğunu düşünmeyi tercih ederim.
Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa,
Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın!
Ya da Tanrı yasak etmemiş olsq
Kendi kendini öldürmesini insanın!
Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bunaltıcı, ne berbat,
Ne tatsız, ne boş geliyor, bu dünya bana
Ah ne iğrenç, ne iğrenç! Bakımsız bir bahçe ki
Azgı bitkileri tohuma kaçmış,
Pis, kaba ne varsa tabiatta sarmış içini.
Bu muydu olacak iki ay sonra ölümünden?
O kadar bile değil, iki ay bile olmadı.
O yüce kralı bir düşün, bir de buna bak!
Biri Güneş Tanrısı, öteki orman şeytanı!
Nasıl da severdi annemi!
Esen yellerden sakınırdı yüzünü.
Yerler, gökler, unutsam olmaz mı bunları?
O da nasıl düşerdi babamın üstüne?
Sevgiyle beslendikçe artar gibiydi sevgisi.
Öyleyken, birayı içinde... Düşünmesem daha iyi.
Kadın zaaf demekmiş meğer! Kısacık bir ay...
Daha eskimedi o gün giydiği pabuçlar
Babamın tabutu ardında yürürken,
Niobe gibi, iki gözü iki çeşme...
Nasıl olur, o kadın, evet aynı kadın
-Tanrım, beyinsiz bir hayvan bile
Daha fazla acı çekerdi- amcamla evleniyor;
Babamın kardeşiyle; öyle bir kardeş ki
Ben Herakles'e ne kadar benzemezsem
O da o kadar benzemiyor babama.
Bir ay içinde... Yalancı gözyaşlarının tuzu