Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
-En kötüsü güzel burunlu yaratılmaktır. Adınız Güler, değil mi?
-Ben daha sizinkinizi bilmiyorum.
-Öğreneceksiniz. Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olmuyor. (sustu. Bir sigara yaktı.) Bakın şimdi adımdan daha önemli bir şey biliyorsunuz. Sigara içtiğimi. İşte bir başkası: bütün bu "siz" ler, "iz" ler, "uz" lardan sıkılırım ben. Yapmacık, fazlalık gibi gelirler bana. İkinci konuşmamda "sen" diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam. Ne dersin(iz)?
-Galiba sizi anlıyorum.
-Yanılıyorsun. "siz" anlanamaz. "sen" anlanır. Bazı kitaplarda "sizi seviyorum" u okuyunca gülerim. Sanki "siz" sevilirmiş! "sen" sevilir değil mi?
-seni anlıyorum. (kızardı.)
Gazap Üzümleri;
Dün bitirdim kitabı ama hemen yazmak istemedim. Bütün gece düşündüm olayları, insanları...
Kitabın teması bana göre "açlık". Ve o kadar başarılı bir şekilde işlenmiş ki.
Sanayileşme ile topraklarından koparılan insanlar, bankalar ve çarklar arasında ezilen insanlar. Büyük bir insanlık suçu işleniyor.
Kalifornia'nın bereketli topraklarında yetişen yüzlerce ürün, yüzlerce meyve ağacı, bu ağaçlarda yetişen, olgunlaşan binlerce meyve... Ama açlıktan ölen insanlar...
Kitap bir asır önce 20. Yüzyılda yazılmış ama görüyoruz ki bir asır sonra 21. Yüzyılda da değişen bir şey olmamış.
Örneğin ;
Rose of Sharon'un ölü doğan bebeğini John Amca gömmek yerine dereye bırakıyor. Ve öfkeli bir sesle, "Git de sen söyle onlara, yüzüp giderken parçalana parçalana anlat onlara. Ancak öyle konuşabilirsin sen. Oğlan mıydın, kız mıydın, onu bile bilemedik. Bilemeyeceğiz. Git artık, kal sokakta. O zaman anlarlar belki"
Tıpkı birkaç yıl önce cesedi sahile vuran Suriyeli Aylan Bebek gibi.
İkisi de topraklarından koparılmış bebekler, ikisi de insanlara büyük bir ders vermek için görevlendirildi...
Yüzyıllar değişse de olaylar değişmiyor. Açıklanması olanaksız bir insanlık suçu... Gazap Üzümleri her yönüyle büyük bir baş yapıt.